PEKİ BU BİLGİ GERÇEK HAYATTA NE İŞİME YARAYACAK ?

PEKİ BU BİLGİ GERÇEK HAYATTA NE İŞİME YARAYACAK ?

C o ğ r a f y a   h a y a t ı n  g e r ç e k l e r i n i   a n l a t ı r….

 

MERHABA DEĞERLİ OKURLAR

2018 yılı Ağustos ayının son demlerini yaşadığımız günlerdeyiz. www.cografiblog.com sitesinin kurucusu Ahmet Beytullah ÖZKAYA’nın  bizlere değer verip, naçizane yazmamız konusunda teşviklerinin hız kesmeden devam ettiğini ifade etmek isterim. 

Geçenlerde,  1 kilo bal üretebilmek için 40 bin arının 6 milyon çiçeğe konmasının gerektiği  ile alakalı bir haber okumuştum.*

Bana göre de, teşbihte hata olmasın bir sayfa yazı yazmak da,  arı misali  yüzlerce binlerce kitap okumak, gezmek, gözlemlemek  ve analiz etmekle mümkün olabilir.

Yeni yerler görmek, daha önce defalarca geçtiğimiz fakat yeni fark ettiğimiz muhit de adım adım yürümek bizlere özellikle de coğrafyacılara yeni hisler ve deneyimler kazandırır. Bu minval üzere yaz mevsiminin en yoğun yaşandığı bu ayda kurban bayramı dolayısı ile memleketlerine doğru yola çıkan İstanbul mahkumları,   şehri bir nebze olsun boşaltmış durumdayken bizde fırsat bu fırsat deyip tarihi yarımadayı bir kere daha keşfetmek niyetiyle yola çıkmış bulunuyoruz.

Çok yakında okulların  açılacak olması , öğrencilerimiz ve öğretmenlerimizin üzerinde bir baskı unsuru oluşturacak gibi görünüyor.  Üzerimizdeki bu rehaveti dağıtmak üzere yeni eğitim ve öğretim yılına başlamadan önceki son gezme fırsatlarını hep birlikte değerlendirmeliyiz diye düşünüyorum.Bu cihetle yakınlarımızdan müteşekkil öğrencilerimizle tarihi yarımadaya doğru yola çıkıyoruz. Sarıyer, Hacıosman’dan metroya iniyoruz. Hedef Vezneciler, Sultanahmet, Eminönü..

Tarihi Yarımada (Suriçi)

Ülkemizde öğrencilerin bir çok disipline, bizim özelimiz de ise coğrafya dersine yönelik olumsuz bir tutum sergiledikleri bilinmektedir. Asıl ilginç olan ise coğrafyadan nefret eden ve hatta bu dersin kaldırılması gerektiğini düşünen öğrencilerimizin bu olumsuz yaklaşıma ve ön yargıya rağmen aslında farkında olmadan coğrafya yapmalarıdır.

Metroda ilerlerken öğrencilerimizin kendi aralarındaki konuşmalarına kulak misafiri oluyorum.Biri diğerine kaç metre derinde olduğumuzu soruyor. Diğeri bu tünellerin nasıl açıldığını açıklamaya çalışıyor. Aslında hepimiz farkında olmadan genel olarak kumtaşı, silttaşı, kiltaşı ve çamurtaşı birimleri ile bunların ardalanmasından oluşan karbonifer yaşlı Trakya formasyonundan geçiyoruz. *2

Bizler bir şekilde öğrencilerin yada halkımızın  beşeri ve fiziki coğrafyaya ilgi duymaları sağlamalıyız. Bu biz coğrafyacıların üzerine coğrafya disiplininin yüklediği ve her an devam edecek olan bir vazifedir. Halkımızın günlük yaşantısında  kullandığı her eşya, tükettiği her nesne, konuştuğu her konu coğrafi  argümanlar ile süslenip ilişkisel bir yaklaşım ile bilimsel bir şekilde taçlandırılabilir.

İstanbul Üniversitesi Fiziki Coğrafya Ana Bilim Dalı Üyesi  Dr. Ahmet ERTEK Hocamızın bizlere öğütlediği bir disiplini her gittiğim yerde uygulamaya özen gösteririm. Hocamız; “Her nereye giderseniz öncelikle oraya neden o ismi vermişler onu araştırın sonra etimolojisine inin. Böylece o bölge, bölüm, şehir, semt ve köy daha iyi aklınızda kalır ve böylece bilginiz, görgünüz artar” demiştir.

Dr. Ahmet ERTEK ve Nabi EVREN


Bu vesile ile bende Metrodan İstanbul Üniversitesinin de bulunduğu Vezneciler’den çıkınca  arkadaşlarımıza bir sual yönelttim ;

Neden buraya Vezneciler demişler ?   

-Cevap ; Burada geçmişte bankacılar yaşıyor olabilir, o yüzden.” diye geldi.

Aralarında tartışma başlıyor.. Bu iyiye işaret.Farkında olmadan başladılar coğrafya yapmaya…

Onlara; “ Osmanlı zamanında  tüfeklere konulan barutun miktarını ayarlamak için kullanılan metalden yapılan  ölçü kabına “vezne”, bunları yapan ve satanlara da “vezneciler” deniyormuş. Vezneciler semtinin ismi buradan gelmektedir.” açıklamasını yaptıktan sonra   geziden hoşlanmaya başladıklarını ve büyük bir enerji ile devam etme arzusunda olduklarını hissettim. *3

 

Kanuni Sultan Süleyman Türbesi

İşte Süleymaniye’nin muhteşem mimarisi İstanbul’u kucaklıyor. Sultan Süleyman’ın türbesini süsleyen Hacerül Esved Taşı ve beraberinde Süleymaniye camisinin yapımında kullanılan organik bir tortul taş olan lümaşelli kalker yada küfeki taşı bizlerde kayaç ve minerallerin tanınması ve yapısı hakkında sorulara boğuyor.

Hacer’ül Esved Taşı. Kanuni Sultan Süleyman Türbesi.


   KÜFEKİ TAŞI

Lümaşelli kalker (Küfeki Taşı)

Asırlardan beri İstanbul ve Trakya Bölgesinin yapı taşı gereksinimini karşılayan “Silivri Taşı”, “lümaşelli kalker”,Bakırköy Taşımaktralı kalker” adlarıyla da bilinen deniz kabuklarının, çoğunlukla da istiridye midye kabuklarının oluşturduğu bir kalkerdir. Açık bej, açık sarı, kirli beyaz tonlarında, ince taneli ve kumlu görünümde, bol fosilli, boşluklu, kripto kristalli kompakt bir kayaçtır. Diğer önemli bir özelliği doğadan çıktığı anda her türlü işleme uygun olması ve kolay işlenmesi; havayla temastan sonra ise bünyesine karbon dioksit alarak ikincil bir hidratasyonla sertliğinin artması dayanıklılık ve güç kazanmasıdır. Su içinde bulunduğu durumlarda da özellikleri değişmez.*4 

Küfeki Taşı


Baktığımız her binada döndüğümüz her yönde ayağımıza takılan her taşta Coğrafya var . Doğa ile insan  arasında bağlantı kuran böylesine muhteşem bir bilim nasıl atıl bırakılabilir ?

Ve Süleymaniye’den çıkıp tarihi dokuda Tahtakale mevkiine doğru ilerliyoruz. Arkadaşlarımızdan birinin sorusu üzerine gözlerimiz çakmak çakmak oluveriyor.

Burada tahtadan bir kaleye denk gelmedik, neden buraya Tahtakale demişler ?

İşte mekanİşte İnsanİşte etkileşim !  İşte Coğrafya ……

Gelsin  Nedenler, nasıllar, niçinler….

TAHTAKALE

Şehir ve Kültür Dergisi Genel Yayın Yönetmeni araştırmacı-yazar Mehmet Kamil Berse, şehirler, kültürler ve medeniyetler üzerine yaptığı araştırmalarla Tahtakale’ye adını veren kaleyi tespit etti. Bizans döneminde yaptırıldığı öne sürülen kalenin sadece gözetleme kulesi olarak kullanılan burcunun günümüze taşınabildiğini belirleyen Berse, Tahtakale semtinin adını, Arapça kale altı-kale çevresi anlamına “Taht-al Kal’a” kelimesinden aldığını tespit etti. * 5

Tahtakaleden bir görünüm
Taht-al Kal’a (kale altı-kale)

Tahtakale’nin meşhur dükkanları arasında gezerken otantik bijuteri ürünleri  satan dükkanlar dikkatimizi celbediyor.

Amonit Fosili

İçeride, ametist, altin, amazonit, agat, aquamarin, aytaşi, beri̇l, bakir,  azurit, aventurin, kalsedon, kalsi̇t, kaplan gözü, karneol, kaya tuzu,kehri̇bar, kuvars,pirit ve hatta trilobit, amonit fosilleri bizlere adeta göz kırpıyor.


Burada devreye son günlerde çokça dile getirilen Coğrafya okuryazarlığı giriyor.İşte çevremizde olup biteni anlayabilmek , kullanımımıza sunulan envai çeşit ürünün kökenini bilebilmek dünyada gelişen son derece önemli bir beceri olarak değerlendiriliyor.

 

Öğrencilerimizden biri bijuteri dükkanında (bana göre Doğa Tarihi ve Mineral Müzesinde) tezgahtara eline aldığı taşın ne olduğunu soruyor.Oda elinde tuttuğunun aslında  520 milyon yıllık bir canlı fosili olduğunu söyleyince arkadaşlarımızın şaşkınlığı artıyor ve ilgi bir anda Trilobite fosiline yoğunlaşıyor.

Trilobit Fosili

Trilobitler, Erken Kambriyen‘den Geç Permiyen‘e kadar yayılış gösteren sert kabuklu, hayvanlardan biriydi. Dinozorların evrimleşmesinden çok önce soyları tükenmiş ve Paleozoik Çağ‘ın anahtar öneme sahip hayvanlarından birisiydirler.*6

Tarihi yarımada da gezimiz devam ederken yeni taze bilgilerle mücehhez olarak ufkumuzun açıldığını ve yeni bilgilere yelken açarak Coğrafya öğrenmenin niçin önemli olduğunu yaşayarak anlamaya ve anlatmaya çalıştım.Sonra dönüp öğrencilere, arkadaşlara sordum

Coğrafyayı yada coğrafya  dersini artık seviyormusunuz ?  

 

Mahmut Serdar KESKİN

Coğrafya Öğretmeni

25/08/2018

KAYNAKLAR :

Kaynak *1 : Samsun Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü Ziraat Yüksek Mühendisi Dr. Ali Korkmaz

-Kaynak *2 : http://www.maden.org.tr/ ISTANBUL METROSUNDA UYGULANAN YAPIM ÇALIŞMALARI Mehmet SONUÇ, Kubilay GİRAY, İrfan ATİK, Sami KÜÇÜK 

Kaynak *3: Z.Tamer Aygün 

-Kaynak *4: http://www.tepemadencilik.com/kufeki-tasi/ 

-Kaynak *5 : Şehir ve Kültür Dergisi 

Kaynak *6 : https://evrimagaci.org/trilobitler-gozleri-ve-evrim-38)

Mahmut Serdar Keskin

Mahmut Serdar Keskin

15 Temmuz 1975 yılında İstanbul'da doğdu. Öğrenim hayatı boyunca birçok il gezen Keskin, ilköğrenimine Amasya'da başladı. Daha sonra Çorum ve Samsun'da ilk ve orta öğrenimini tamamladı. İstanbul’da Boğaziçi Behçet Kemal Çağlar Lisesi’nde öğrenimine devam etti ve 1993 yılında mezun oldu. Lise sonrası bilgisayar donanım ve yazılımı üzerine ticaret ile uğraştı. 2002 tarihinde Anadolu Üniversitesi - Muhasebe Finansman bölümünü bitirdikten sonra çeşitli kurum ve kuruluşlarda çalıştı. 2010 yılında Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu oldu. Bunu takiben 2015 yılında Anadolu Üniversitesinde Coğrafi Bilgi Sistemleri Uzmanlığı eğitimini tamamladı. 2018 yılında İstanbul Üniversitesi Coğrafya Bölümünden mezun oldu. Aynı yıl Gebze Teknik Üniversitesi'nde Pedogojik Formasyon eğitimini tamamladı. Evli ve iki çocuk babası olan Keskin halen İstanbul’da Büyükşehir belediyesine bağlı bir kuruluş olan İSKİ’de bir yandan iş hayatını sürdürmekte diğer yandan hayranı olduğu sınır tanımayan bir bilim olan Coğrafya konusunda kendisini geliştirmekte ve meslektaşlarıyla coğrafya ya katkı sağlamak için çalışmaktadır.  Yazmak için öğrenme, öğrenmek için yaz.                       (Mahmut Serdar Keskin)

5 Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir