ŞEHİR PLANLAMASI VE SEL

ŞEHİR PLANLAMASI VE SEL…

Ekonomik faaliyet olarak tarımın olmadığı, belli bir hiyerarşik yapıya sahip, alan biriminde fazla nüfus bulunduran mekana şehir denir. Kırsal yaşam koşullarını birtakım itici etmenlerden dolayı beğenmeyen insanlar şehirlere göç etmişlerdir. Sadece itici değil önceki yazılarımda şehirleşmenin insan tarihinde zorunlu olduğunu belirtmiştim. Belli bir alanda fazla nüfus barındıran şehirler alansal olarak genişleme imkanı bulamadıklarında dikine büyüme gerçekleştirirler. Bazen de şehrin çekirdeği noktasından uzaklaşma endişesi de şehirler de dikine büyümeyi tetikler. Dikine büyümek ise fazla katlı apartman yapmak demektir. Şehirler fazla nüfus ve birden çok faaliyet alanına sahip işletmeleri bünyesinde barındırdığından, ev-iş-rekreasyon alanlarının birbirine bağlanmasında şehirsel planlama mevzusunu ortaya çıkarmıştır. Şehir planlamalarında yani kentin doku ve görünümünde oldukça detaylı alt başlıklar vardır. Ancak bir şehir planlamasında önemli konu yol ağlarıdır. Tarihte bu konuda, şehirsel ulaşım altlık için çeşitli fikirler ve uygulamalar yapılmıştır.

Resimde görülen ızgara tipi, hücre tipi şehir planlamalarında yollar dik açı ile birbirine birleşirken ancak, hücre tipinde her hücre kendi arka bahçesine sahip bulunmaktadır.

Newyork ve Barcelona şehirlerine benzer dünyada kent plan dokuları vardır. Kentsel dokunun planlı olması şehir yöneticileri ve şehrin kuruluş tarihi ile alakalıdır. Düz sahalar ile engebeli sahaların şehir planlaması aynı olamamaktadır ve engebeli alanlarda planlama daha zordur. Türkiye de özellikle Karadeniz kıyı şeridinde bu durum muzdarip sonuçlar doğurur. Örneğin Trabzon’daki çarpık kentleşme ulaşım sorunlarına ve hava kirliliğine yol açmaktadır.

Doğal atmosfer olayları bazen ekstrem miktarda neticeler bırakırsa bir alanda afet yaşanabilir. Beton yığınları ile örtülü toprağa sahip şehir yerleşmeleri  aşırı yağış sonucu gerçekleşebilecek afetlere duyarlı olur. Ben yazımda şehir planlamasının sele nasıl etki edebileceği üzerinde duracağım.  Bunun içinde Samsun ilinin Atakum ilçesini değerlendireceğim. Samsun ilinin batısında OMÜ’nün açılması  ve Samsun şehrinin çevreye yayılması sonucunda kent üzerinde hızlı bir yapılaşma vukuu bulmuştur.  Kurupelit platosunun kuzey yamaçları ve dar kıyı düzlüğü üzerine kurulan şehirde, kıyı bölümünde ızgara planına benzer bir doku vardır. Bu görünüm plato yamacına doğru topoğrafik şartlar yüzünden  paralel yol ağları kuzeybatı-güneydoğu yönde dönmüştür. Bu yamaçlarda yağış sonucu akışa geçecek suyun denize rahat gidememesine ve şehrin bazı odak yerlerine su akışına sebep olacaktır. Diğer husus ise plato yamacına doğru apartman yüksekliklerinin artmasıdır.

Yüksek apartmanların çatılarında toplanan su, yere ulaştığında fazla potansiyel enerjisinden dolayı yüzeyde hızlı akacaktır.  Bu da fazla eğimli olmayan bu sahanın ani taşkına uğramasını kolaylaştıracaktır. Ayrıca plato düzlüklerini  yaran akarsu yataklarının üstünün örtülmesidir. Bilhassa da kıyı düzlüğü boyunca yapılan bu hata, normalde yüzeysel akışla dere yatağına kavuşması gereken su, üstü betonla kaplı yatağının üstünden akacaktır. Bu da sel riskini arttıracaktır. Yapılması gereken ise plato yamaçlarına doğru az katlı binaların yapılması ve denize eğimlenen su yollarının yapılmasıdır. Böylece aşırı yağış durumunda şehir planlamasından ötürü sel afeti riski azalmış olacaktır. Son söz olarak Atatürk’ün afetler konusundaki sözünü hatırlayalım. ‘’ Felaket başa gelmeden evvel önleyici ve koruyucu tedbirleri düşünmek lazımdır, geldikten sonra dövünmenin yararı  yoktur.’’

 

 

İstifade edilen kaynaklar: Mitula emlak

Fikret ZORLU, Kentsel doku-ulaşım sistemi ilişkileri

http://www.icisleriafad.gov.tr/sel

Ömer Güner

Ömer Güner

1997 Trabzon doğumluyum. Lise eğitimimi Vakfıkebir Anadolu (şimdi Fen) Lisesinde aldım. Şuan OMÜ Coğrafya bölümü 4. sınıf öğrencisiyim. Amatör hava tahmini, coğrafi gözlem ve araştırmalara yönelik yazı yayınlamaktayım.

3 Comments

  • Mahmut Serdar Keskin

    Mahmut Serdar Keskin

    (15 Aralık 2017 - 11:53)

    Yazınız beni, Samsun’da (1984-1990) ortaokul öğrencisiyken okul çıkışı tamda ortasında kaldığım seli hatırlattı. O zamandan şu ana kadar Samsun’da değişen tek şeyin felaketler için uygun şartların daha da geliştiğini göstermekte.

    Yazınız için teşekkür ederim.Tebrikler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir