SİNOP PLATOSUNUN DOĞUDA ÇÖKÜNTÜYE UĞRAMASININ EN BELİRGİN MORFOLOJİK DELİLİ; HAMSİLOS DENİZ GİRİNTİSİ (RİA)

     Sinop Uydu Görüntüsü (Google Earth Pro). Kaynak: Ahmet Özkaya arşivi.

Sinop Yarımadasının yer şekillerine ilk bakışımızda göze monoton bir tarzda görünüm olarak kaydedilmektedir. Halbuki mevcut reliefi daha yakından incelediğimizde bu monotonluk yerini pitoresk ve mozaik şekillere bırakmaktadır. Yarımadanın her bir parçasını simgeleyen bu mozaikler morfolojik, litolojik, tektonik, pertografik vs. değişik strüktürleri ile tamamlanması gereken bir yapbozun kayıp parçaları gibidir. Sinop yarımadasının başlıca morfolojik ünitelerinden olan Sinop platosuna değinmeden önce Sinop Yarımadası ile ilgili birkaç  bilgilendirme yapmakta yarar vardır. Yarımada Orta Karadeniz Bölümünün, son yıllara kadar ulaşılması en güç kesimlerinden birisi olup, adeta yer bilimleri ile uğraşan pek çok bilim insanı ve adayının araştırmalarına konularına dahil olmuştur. İç Anadolu masifinin etkisi ile orta kesimde kuzeye doğru bir yay oluşturan” Kuzey Anadolu Dağları” kavsine paralel uzanan Karadeniz kıyılarının genel olarak düzgün uzanışı, bazı önemli burunların meydana getirdiği çıkıntılar ile bozulmaktadır. İşte bu bozulmanın en önemli örneklerinden bir tanesi de ” Sinop Yarımadası” örneğidir.

Sinop Yarımadasının Başlıca Önemli Morfolojik Üniteleri

Yarımadayı meydana getiren temel önemli morfolojik üniteleri belirtecek olursak şu şekilde bir tasnif yapabiliriz (Akkan, 1975, s. 3)

  1.  Güney Kuesta (Kret) Alanı
  2. Kuzey Volkanik Alanının Morfolojisi (a- Boztepe (Ada) Yarımadası, b- Sinop Yarımadasının Kuzeybatı Kesimindeki Volkanik Alan)
  3. Sinop Platosu
  4. Sarıkum Gölü ve Çevresi
  5. Aksaz Bataklık Alanı ve Karasu Deltası
  6. Sinop Tombolusu
  7. Vadile
  8. Akarsu sekileri olmak üzere çeşitli morfolojik ünitelere ayrılmaktadır.
Hamsilos Koyundan bir görünüm.

Biz bu morfolojik ünitelerden Sinop platosu ve devamında platonun çöküntüye uğramasının en belirgin morfolojik delili olan Hamsilos deniz girintisinin morfolojik, jeomorfolojik özelliklerini inceleyeceğiz bu makalemizde. Çalışmanın şablonunu oluştururken değineceğimiz bir önemli bir husus da ” FİYORD” meselesidir. Şimdilik bu hususu birazcık erteleyeceğiz. Sinop yarımadasının başlıca önemli mozaiklerinden olan Sinop platosu hem monoklinal yapı özellikleri ile, hem de jeolojik- jeomorfolojik yapı özelliği ile ender gizemlere sahip bir plato alanıdır. Platonun güney kısmını teşekkül eden (consist of) kuestanın özel bir biçimi olan kretler vardır.  Kretler birçok alanda kullanılan, alanın çalışma sistemine göre değişen bir kavramdır. Bizi ilgilendiren kret, monoklinal yapı bünyesinde gelişen, kireç taşı (limestone) gibi birimlerden meydana gelen (take place), kuesta alanını ifade etmektedir. Genel özelliiği ile Sinop yarımadasının büyük bir kesimi alçak bir plato özelliği göstermektedir. Akkan’a göre; “Sinop platosu miyosen tortulların yanı sıra genellikle daha genç formasyonlar üzerinde gelişmiş genç dolgu alanlarından oluşmaktadır”. Saha ile ilgili literatür taramalarına baktığımızda İnandık’ın 1956 yılında yapmış olduğu ” Sinop- Terme Kıyılarının Morfolojik Etüdü” adlı çalışmasında her iki menşei arasında bir takım farklılıklardan bahsetmektedir. Bugünün manzarası ile Sinop- Terme arasındaki kıyı bölgesinde iki farklı kıyı şekili vardır. Samsun’un her iki tarafındaki burunlar istisna olursa Terme’den Alaçam’a kadar uzanan alçak kıyı, Sinop yarımadasına uzanan yüksek bir kıyı ile, yani tahrip bir tesis oluşturmaktadır. Bu durumun sonucunda, kara menşeli alüvyonlaşma deniz tesirine bağlı birikme şekillerini meydana getirmektedir.

Flandrian Transregresyonu Hareketleri

Flandrian transregresyonu üzerinde durulması gereken yeryüzünde Pleistosen – Holosen sınırı (Pleistocene- Holocene boundary), derin okyanus depoları (deep ocean deposits), karasal şelf ve kıyı bölgeleri (Continental shelf and Coastal region) ve diğer kıyı bölgeleri (other coastal regions) alanlarında önemli transgresif ve östatik hareketlere sebep olmuştur.

Tablo 1: Holosen ve Geç Pleistosen çağları arasındaki sistemin bir karşılaştırılması (www.britannica.com/science/Holosene/Epoch).

Farklı açıdan Hamsilos Koyunun görüntüsü.

Buradaki tablo bize gösteriyor ki karşılaştırılan yıllarda radyokarbon yılları ve diğer yıllardaki artışlar ve azalma dataları göstermekte.  Anadolu da Holosen devrinde birçok kıyı değişimleri gözlemlenmiştir. Özellikle Anadolu’nun kuzey kıyılarından itibaren önemli değişimler meydana gelmiştir. Kuzeyde Kızılırmak ve Yeşilırmak alüvyonlaşma sahasında da bu değişimler gözlemlenmiştir. P. de Tchihatcheff tarafından Samsun yakınlarında bulunan Akdeniz’e ait bir fauna ihtiva eden yükselmiş kıyı depoları oldukça dikkate şayan bir örnektir. Bu yükselen kıyı depoları bize Flandrian transgresyonun transgresif bir hareketini göstermektedir. Holosendeki pozitif ve negatif deniz seviyesi gelişimleri aynı zamanda Anadolu’da birçok kıyı dolgu alanını etkilediği gibi Hamsilos koyu ve limanını da etkilemiştir. Bu değişimler belli aralıklarla devam etmiştir. Sinop Yarımadasındaki akarsuların pek çoğu Flandrian seviyesine göre gelişmiş olup, 5-6 m’lik gömülmeler dışında seki varlığına rastlanılmadığı literatürde geçmekte. Yalnız İnandık Kabalı ve Sarımsak vadileri boyunca akarsu sekilerine rastlanıldığına değinmiştir. Lakin bu sekilerin yükselti ve yayılış alanlarına değinmemiştir.  Özetle Flandrian transgresyonu Anadolu’da Holosen de örnek verecek olursak ” Sakarya, Sapanca, Adapazarı, Asi” gibi ırmaklarda hem pozitif sübsidans’a hem de negatif sübsidanslara neden olmuştur.

Hamsilos’un Fiyordu mu yoksa Hamsilosun Riasi mı ? 

Herhalde meşhur can alıcı bir başlık oldu bu söylem. Uzun yıllardan beri küçük bir koy olan Hamsilos koyu deniz girintisi hep yanlış bilgilendirme yüzünden  fiyord olarak bilinmektedir. Bu yanlış ve hata olan Coğrafi algı belleklerde birçok algısal yanılmalara ileri de sebebiyet vereceği muhakkaktır. İşte bu algıyı ticarete döken muhtelif kesimden birisi de turist acentalarıdır. Turist acentaları hazırladığı broşörler , reklamlar ile Hamsilos koyunu ” Türkiye’nin tek fiyord” alanı olarak göstermekteler. Bu durum sonucunda da yerli ve yabancı turistler fiyord olarak bilinen bu sahayı akın akın ziyarete gelmekteler. Fiyordlar, fjyerdler buzul vadilerinin sular altında kalması ile oluşan kıyılardır. Anadolu yatay buzul işgalinden ziyade yükseklerde buzulların dikey hareketinin görüldüğü bir sahadır. Sinop yarımadasının kuzey kıyılarında deniz volkanik kompleksle temas halinde olup, deniz dalgasına açık olan bu kesimde İnceburundan Akliman kuzeyine kadar genelde kıyılar diktir. Yarımadanın kuzeyinde bulunan yalıyarlar, plato yüzeyi yükseltisine uyarak azalmaktadır. Yarımadasının batısında aynı zamanda abrazyon platformları yokken, kuzeyinde dalga aşındırma düzlüklerine rastlanılmaktadır. Bu batıdaki bir fayın tezahürü, etkisinden dolayıdır. Nitekim Sinop Yarımadasında en etkili morfolojik ünite olan plato yüzeyi  batıdan doğuya doğru tabiri cazizse çarpılarak bir fay bağlantısı ile çöküntüye uğramaktadır. Bu çöküntünün en belirgin morfolojik delili Hamsilos limanı adı ile anılan deniz girintisi ” ria“. Hamsilos limanı deveci deresi adlı küçük bir akarsuyun vadi ağzında yer alan 300-400 m.lik bir deniz girintisidir. Bu girinti eski vadinin uzantısına doğru geniş bir büklüm oluşturmaktadır. Hamsilos limanının derinliği çöküntünün doğal sonucu olarak denize doğru bir artış göstermekte. Hemen hemen tüm bu morfolojik deliller gösteriyor ki Hamsilos limanının Deveci deresi vasisinin aşağı kesiminde karada oluşan çöküntüler sonucunda sular altında kalmasıyla teşekkül etmiş tipik bir ” ria” tipi kıyı özellğini yansıtmakta. Ne fiyord, ne de haliç tipi özelliğini asla yansıtmamaktadır.

İrdenlenmesi gereken bir önemli parametre soru şudur: Fazla belirgin olmayan bu rialar neden Yarımadanın kuzeyinin doğu kesimlerinde rastlanılmakta ?

Hamsilos Ria’sı.

Yarımadanın doğu kesiminde vadi sistemleri çok kısa mesafelerden denize ulaşmakta olan ağızlarındaki rialarda ekseriyet fazla gelişme katedememiştir. Akarsuların bir kısmı zaten platoda çarpılmaya uğradığı için burada riaların tam teşekkülünü beklemek sağlıklı sonuc vermez. Can alıcı noktalardan birisi de Holossen de bu ria gelişimi tetikleyen temel faktörler neler idi ?.  Literatür de Sinop’un doğu kıyılarının hemen hemen tamamını kapsayacak olan bir çalışmayı gerçekleştiren İnandık’a göre bu deniz girintisini oluşmasını Flandrian transgresyonuyla ilgili görmektedir. Ayrıca Sinop Yarımadası çevresindeki abrazyon platformunun darlığını, diğer bir değişle daha basit bir lisanla henüz genç bir kıyı görünümünün etkin oluşumunu yine Flandrian transgresif hareketine bağlamaktadır. Son olarak belirtilecek isabetli bir husus da Flandiran transgresyonun Sinop Yarımadasının orta kesiminde genç tektonik çöküntülerin varlığının en isabetli göstergelerindendir. Özetle tüm bulgu,sonuç ve literatür taramalarına dayanarak  Hamsilos koyu morfolojisinin takdire şayan bir jeomorfolojik evrime sahip olduğunu belirtebiliriz.

Hazırlayan ve Derleyen: Muhammed ÇETİN  (Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Coğrafya Master Öğrencsi)

Öner çıkan görsel tripadvisor.com adresinden alınmıştır.

Kaynakça

  • Akkan, E., (1975) ” Sinop Yarımadasının Jeomorfolojisi”. DTCF Fakültesi Yayınları No.261, Ankara
  • İnandık, H., (1956) ” Sinop- Terme Arasındaki Kıyıların Morfolojik Etüdü”. Türk Coğrafya Dergisi, Yıl: XII, Sayı:15-16, İstanbul
  • Akyol, İ., (1947)” Türkiye’de Akarsu Sistemleri ve Rejimleri”. T. Coğrafya Derg. Yıl:III, Sayı: 9-10. Ankara.
  • Erol, O., (1967) ” Anadolu Kıyılarının Holosendeki Değişmeleri Hakkında Gözlemler”
  • www.britannica.com/science/Holosene/Epoch
  • kursatozcan.com/ders notları/jeomorfoloji

İleri okuma için kaynak: İnandık, H., (1957) ” Türkiye Kıyılarının Başlıca Morfolojik Meseleleri”. İst. Üniv. Coğr. Enst. Derg. No:8. İstanbul.

Muhammed Çetin

Muhammed Çetin

22.08.1996 yılında Yozgat ilinin Çekerek ilçesinde doğdum. İlköğrenimi'mi ve Ortaöğrenimi'mi Yozgat /Çekerek Kâmile Akbay İlköğretim Okulunda başladım. Lise eğitimim için Yozgat / Sorgun Toki Şehit Mustafa Tekgül Anadolu lisesinde yatılı eğitim aldım. Ardından 01.09.2014 yılında Giresun Üniversitesi Fen - Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümüne başladım. Üniversite eğitimimden sonra Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesinde Master eğitimine güz yarıyılı itibariyle başlamış durumundayım. Prof Dr Sırrı Erinç' in yolundan gitmeye gayret gösteren bir Coğrafyacı/ Yer Bilimci adayıyım. Jeomorfoloji / Jeoloji / Fiziki Coğrafya/ Mineroloji ve Petrografi/ Klimatoloji ve Meteoroloji gibi disiplinlerde uzmanlaşmaktayım. Başlıca hobilerim; * Doğa fotoğrafçılığı * Mineroloji ve Petrografi gözlemciliği * Bulut gözlemciliği * Jeolojik gözlemler * Satranç zeka oyunları * Doğa yürüyüşleri vs. ibaret olup, birçok alanda bilimsel yetkinliği yakalamaya çalışan muzip bir Coğrafyacıyım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir