Barajların Çevre Üzerindeki Olumsuz Etkileri ve Nil Asvan Barajı Örneği

GİRİŞ

İnsanların ihtiyaçlarının karşılanmasında ve gelişmesinin sağlıklı olarak sürdürülmesinde gerekli olan enerji özellikle sanayi, konut ve ulaştırma gibi sektörlerde kullanılmaktadır. Nüfus artışına, sanayinin gelişmesine paralel olarak kurulan büyük ölçekli enerji üretim ve çevrim sistemleri ekolojik dengeyi önemli ölçüde etkiledikleri gibi, sınırlar ötesi etkileri de beraberinde getirmektedir. Bugünün enerji kaynakları, yenilenemeyen enerji kaynakları (kömür, petrol, doğalgaz ve nükleer enerji) ve yenilenebilen enerji kaynakları (odun, bitki atıkları, tezek, jeotermal enerji, güneş, rüzgar, hidrojen, hidrolik, gelgit ve dalga enerjisi) şeklinde sınıflandırılmaktadır (Daniel, 1981).

Barajlar, genellikle dağların arasına, nehir sularının yolunu keserek arkasında göl oluşturmak amacıyla inşa edilirler. Barajlar nehir sularını kontrol için yapılırlar. Barajlar toprak dolgu, kaya dolgu veya beton olabilirler. Ayrıca dilimizde baraj kelimesini ifade etmek için bent kelimeside kullanılır.

Baraj kelimesi, XX. Yüzyılın ortasından sonra Fransızca’dan dilimize geçmiş olup sözlükte engel anlamına gelmektedir. (Gedik  N. “BARAJLAR” BAÜ Müh. – Mim. Fak. İnş. Müh. Böl. )

Rusya Zeya barajı. Zeya Hidroelektrik Santrali yılda 4.91 TWh elektrik üretme kapasitesine sahip. 6 adet hidro-türbin, 4’ü 225 MW, 2’si ise 215 MW’lık bir kapasiteye sahiptir. Barajın elektrik santrali, birleşik kurulu gücü 1,290MW olan altı adet üretme ünitesinden oluşmaktadır. Kaynak:www.top10masala.com

Dünyada ilk barajın M.Ö. 4000 yıllarında Nil nehri üzerinde inşa edildiği tahmin edilmektedir. Uzunluğu 110 m ve yüksekliği 12 m olan bu baraj sulama ve içme su ihtiyacı için kullanılmıştır. Gene Nil nehri üzerinde Sadd-el-Kafara barajının M.Ö. 2950-2750 yılları arasında yapıldığı bilinmektedir. Çin’de ise M.Ö. 200 yıllarında yapılan Tu-Kiang barajı, 200 bin ha’lık pirinç tarlalarını sulamak için günümüzde hala kullanılmaktadır. Hindistan ve Seylan’da 2000 yıl önce yapılmış barajlar vardır. Đlk önemli kargir baraj 10 m yüksekliğinde ve Türkiye’de yapılan Keşiş Gölü barajıdır. Ağırlık, Toprak dolgu, Kaya dolgu, Kemer, Payandalı ve Silindir sıkıştırmalı beton barajların tarihçelerini Prof. Dr. Necati Ağıralioğlu’nun Baraj Planlama ve Tasarımı Cilt 1 kitabında bulabilirsiniz.

BARAJLAR HANGİ AMAÇLA KULLANILIR?

1. Yağmur mevsiminde bol suları biriktirip, kurak mevsimde kullanmak,

2. Hİdroelektrlik enerjisi elde etmek,

3. Araziyi su baskınlarından korumak,

4. Suların seviyesini yükseltip göller meydana getirerek nehir ulaşımını sağlamak,

5. Büyük şehirlerin su ihtiyacını karşılamak.

6.Balıkçılık faaliyetleri için kullanılır.

7-Tarım faaliyetleri için sulama ihtiyacını gidermek.

8-Yerleşim ve tarım alanlarını taşkınlardan korur.

9-İçme, kullanma ve endüstri için gerekli suyu düzenli ve sürekli sağlar. vb…

 BARAJLARIN ÇEVRE  ÜZERİNDEKİ OLUMSUZ ETKİLERİ

6 Kasım 2015 tarihinde Minas Gerais madencilik bölgesinde, Brezilya’nın güneydoğusundaki Mariana kentine yakın 600 kişilik bir köy olan Bento Rodrigues’de bir baraj patladıktan sonra tarım alanları ve köylüler. Kaynak: http://www.slate.com
23 Kasım 2015, Brezilya’nın Regencia Kasabası’ndaki Espirito Santo sahillerinde, nehrin denize karıştığı bir alanda, baraj patlamasından sonra çamurla su basan Rio Doce’nin (Doce Nehri) havadan görünümü. Kaynak: http://www.slate.com
Algodões barajının patlaması sonucu çevre felaketi. Brezilya 2009 Kaynak: http://www.civil.ist.utl.pt/

Barajların sosyal-kültürel, tarihi ve ekonomik olaylara etkisi yanında jeomorfolojik, biyolojik ve ekolojik etkileri de vardır: Barajların nehir ekosistemleri üzerinde çok büyük etkileri olabilmektedir. Barajlar, su kalitesinin bozulmasından akarsuların su akışındaki dengenin değişmesine, yeraltı suyu seviyesinin azalmasından sazlıkların kurumasına, canlı yaşam sahalarının tehlike altına girmesiyle birçok canlı türünün yok olmasına ve kıyı erozyonuna kadar doğal sistemler üzerine olumsuz etkileri vardır. Üzerinde baraj kurulan akarsular, barajların tortuları dolayısıyla da taşınan besin maddelerini tutmaktadır. Bu nedenle de kıyılardaki deltalarına tortu taşıyamadığından deltalardaki verimlilik düşmektedir. Bu gibi etkiler, proje aşamalarında tam olarak hesaba katılmadığından ciddi sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Ekosistemler üzerindeki dolaylı etkileriyle de baraj göllerinin, erozyona bağlı olarak planlanan süresinden 50-60 yıl daha kısa sürede dolduğu bilinmektedir (Sever & Ulukalın, Artvin İlinde Yapılan/Yapılmakta Olan Barajlar Hakkında Artvin Halkının Bazı Görüşleri, 2010, s. 69-71).

11 Mayıs 2018 tarihinde Nairobi’nin 190 km kuzeybatısında, Nakuru ilçesinde  yer alan Patel barajı aşırı yağış sonucu patladı ve 21 kişi bu afet sonucu hayatını kaybetti. Kaynak: http://thedaybreaknews.com/

Barajların Bazı Olumsuz Etkileri

1. Doğal dengenin bozulması,

2. Göl sahası içinde kalan tarım alanlarının ve doğal kaynakların kullanılamaması,

3. Göl sahası içinde kalan yerleşim merkezlerinin nakli,

4. Göl sahası içinde kalan yol, köprü vb. yatırımların yerine yeni yatırım yapma ihtiyacı,

5. Yer altı su seviyesinin yükseltilmesi dolayısı ile maydana gelen olumsuz etkiler,

6. Su yükünün artması dolayısı ile meydana gelebilecek tehlikeli heyelanlar ve diğer jeolojik olaylar,

7. Artan su buharlaşması dolayısı ile kullanılabilecek su miktarının azaltılması,

8. Akarsuların taşkın mevsimlerinde birlikte getirdikleri toprak gücünü artıran besleyicilerden bilhassa delta ovalarının mahrum kalması,

9. Suyun içinde taşınan maddelerin azalması nedeni ile baraj mansabında daha fazla yatak oyulması,

10. Kıyı erozyonunun artması,

11. Göl alanında kalan tarihi eserler, Hasankeyf örneği…

NİL NEHRİ VE ASVAN BARAJI

Asvan Barajının konumu
Asvan Barajından bir görünüm Kaynak: https://www.ice.org.uk

Nil nehri, Dünyanın en uzun nehridir (6.650 km). Havzası Afrika kıtasının onda birini kaplar. (3.200.000 km2) Güneyden kuzeye doğru akar ve üç ana kolu vardır: Beyaz Nil Nehri, Mavi Nil Nehri ve Atbarah Nehri.  Nil” sözcüğü (Arapça: النيل‎, an-nīl) Yunanca “nehir yatağı” anlamına gelen Neilos (Νειλος) sözcüğünden gelmektedir. Antik Mısır Dili’nde, nehir iteru diye adlandırılmıştır. İteru, “büyük nehir” anlamına gelir

Nehrin en uzaktaki kaynağı Burundi‘deki Doğu Afrika Göller Bölgesi’ndeki Kagera Nehri olarak doğar ve TanzanyaRuanda ve Uganda sınırlarını oluşturarak Victoria gölüne katılır. Asıl Nil Nehri bu gölden Victoria Nili olarak çıkar. Kyoga ve Albert Göllerinden geçtikten sonra Albert Nili olarak yoluna devam eder. Nimule’de Sudan’a giren nehrin ana kolu, Melekal yakınında Bahrü’l Gazal ve Sobat Nehirleriyle birleştikleri yere kadar Bahrü’l Cebel, Mavi Nil Nehri ile birleştiği yere kadar da Beyaz Nil Nehri olarak anılır.

Mavi Nil Etiyopya’nın orta kesiminde doğar ve Beyaz Nil’e Hartum yakınlarında doğu kıyısından katılır. Asıl Nil son büyük kolu olan Atbera nehrini Hartum’un kuzeydoğusunda ve doğu kıyısından alır. Daha sonra kuzeybatıya doğru geniş bir S çizer. Bu arada üç çağlayanı aşarak Nasır Gölüne katılır. Bu gölü oluşturan Assuan Barajı‘nın aşağısında Mısır içlerinde kuzeye doğru akar ve Kahire Yakınlarında Nil deltası ile son bulur.

Mısır’da Nil Nehri’nin sulama amacıyla kullanılması çok eski bir geçmişe dayanır. 19. yüzyılda baraj ve kanalların yapımı ile daha geniş bir alanda ve sürekli sulama olanağı sağlanmıştır. Nil Nehri üzerinde bulunan Assuan Barajı hem sulama, hem de elektrik üretiminde Mısır için hayati bir önem taşımaktadır. Nil Nehri tarih boyunca ve günümüzde taşımacılıkta da yoğun olarak kullanılmaktadır.

Nehir denize dökülmeden önce büyük bir delta oluşturur. Güneyde Kahire’den başlayan deltanın denize olan mesafesi 160 km. Bu noktadan deltanın Akdeniz kıyısında Batı ve doğu uçlarında yer alan Port Said ve İskenderiye’ye olan mesafesi ise 250 km’dir. Deltada sayısız kanallar kollar ve göller vardır. Ancak ırmak iki ana koldan denize dökülür.

Asvan Barajı Mısır’ın en büyük barajı. Çok eski bir tarım ülkesi olarak bilinen Mısır’ın can damarı Nil Nehridir. Bu nehrin getirdiği alüvyonlu topraklardan meydana gelen Nil Deltası, iki çöl arasında çok geniş ve verimli bir arazidir. Her yıl mevsimlik su taşmalarıyla ekili alanlar zarara uğramakta, hem de sınırlı su kaynaklarına sahib olan ülke bu su potansiyelinden yeterince faydalanamamaktaydı.

Asvan barajından bir görünüm Kaynak:http://www.nilecruised.com/

Yukarı Nil bölgesinde tarihi ve turistik bir şehir olan Assuan yakınlarında ilk baraj 1902 yılında yapıldı. Bu baraj, 1912 ve 1934’te yükseltilerek 44 m yüksekliğe eriştirildi. Son olarak yapımı 1970’te tamamlanan Büyük Assuan Barajı (Sedd-ül-Ali) Ocak 1971’de resmen açıldı. Eski barajın 6 km güneyinde yer alır. 164 milyar metreküplük muazzam bir su kapasitesine sahib olan bu baraj, Nil Nehrini kontrol altında tutar. Barajın arkasındaki Nasır Gölünde biriken su, Belçika büyüklüğünde bir alanı kaplamaktadır.

Asvan Barajı yapılmadan önce Nil nehri tarım bakımından çok verimli, zengin alüvyonlu topraklar taşıyor ve bunlarla Nil deltasını doğal gübrelerle gübreliyordu. Ayrıca bu deltayı suluyordu. Baraj yapılınca doğal gübreleme durdu, aynı zamanda kurak bir alan meydana geldi. Bunun sonucunda deniz suyu ve şiddetli buharlaşmayla delta toprakları tuzlandı ve çoraklaştı.

Doğadaki tüm varlıklar bir zincirin halkası gibidir. En ufak bir hata önemli çevresel,sosyal vb. sorunlara yol açmaktadır. Yapılan baraj sayesinde su sorunu büyük ölçüde çözülmesine rağmen başka taraftan farklı sorunlar ortaya çıkmıştır.

Mısır’da Nil nehri üzerinde 1968 yılında zamanın ‘mühendislik harikası’ olarak adlandırılan Asvan (Assuan) Barajı yapılmıştı. Amaç, elektrik enerjisi üretme ve sulama suyu elde etmekti. Bu barajın işletmeye açılmasından kısa bir süre sonra; delta tarafında kalan topraklar çoraklaşmaya, nehir ağzındaki denizde yaşayan balık türlerinin çoğu yok olmaya, yabancı uyruklu insanlarda bir karaciğer hastalığı gittikçe artmaya başladı. Baraj bu bölgede şu olumsuz etkiyi yapmıştı:

Baraj yapılmadan önce Nil nehri tarım bakımından çok verimli, zengin alüvyonlu topraklar taşıyor ve bunlarla Nil deltasını doğal gübrelerle gübreliyordu. Ayrıca bu deltayı suluyordu. Baraj yapılınca doğal gübreleme durdu, aynı zamanda kurak bir alan meydana geldi. Bunun sonucunda deniz suyu ve şiddetli buharlaşmayla delta toprakları tuzlandı ve çoraklaştı.

Nil nehri, baraj yapılmadan önce, denize döküldüğü kısımda yaşayan balıklara bol miktarda oksijen getiriyordu. Bu sular barajla tutulunca, hem oksijen akımı, hem de balıklar için yem olabilecek bazı organik madde taşınması ortadan kalktı. Bütün bunlar da dengeyi bozarak bazı balık türlerinin yok olmasına neden oldu.

 

Mansaba doğru göç eden yetişkin Tersi balığının (American shad) güç istasyonu girişinde önünün ızgaralarla kesilmesi
Kaynak:TMH – Türkiye Mühendislik Haberleri / Sayı: 452 – 2008/6

Sulama başlayınca sulanan tarlalarda parazitli salyangozlar arttı. Yöre halkı özellikle de müslüman olmayanlar  bunlardan  yedikleri için  karaciğer hastalığına yakalandılar.   Siltasyonun azaldığı Nil Deltası, şiddetli erozyona, tuz birikimine maruz kalmakta ve Mısır’da parazit hastalıklara rastlanma sıklığı da artmış bulunmaktadır.

Baraj gölü, bir akarsu vadisinin en fazla daraldığı yerde vadinin önüne set çekilmesiyle birlikte suların bu çekilen setin arkasındaki geniş alanlarda birikmesiyle meydana gelir. Bu göllerin büyüklüğü akarsuyun rejimi, taşıdığı su miktarı ve havzasının genişliği gibi faktörlere bağlıdır. Baraj gölünün kapladığı alanın yüzeyinin çıplak olması gerekmekte ve baraj inşaatı esnasında yüzey
temizleme çalışmaları yapılmaktadır. Baraj gölünden dolayı meydana gelen tahribattan en fazla etkilenen bitki örtüsü ve karasal ortam şartlarında yaşayan canlılardır. Bu alanda meydana gelecek olan flora ve fauna tahribatı da gölün büyüklüğü oranında büyük olacaktır.Akarsu yatakları yarattıkları özel iklim şartları ile özellikle ender bulunan ağaç türleri, endemik bitkiler ve bazı hayvanların önemli yaşam alanlarıdır. Yüzey çalışmaları esnasında akarsu yataklarında veya yatağa yakın alanlarda yer alan bu bitkiler tahrip edilmekte ve hayvanlar göçe zorlanmaktadır. Bu durum özellikle orman örtüsü bakımından pek zengin olmayan ülkelerde ciddi bir sorun olmaktadır.

Asvan Barajı inşaatı sırasında 1 milyon 300 bin ila 2 milyon insan evinden taşınmak zorunda kaldı. Ayrıca 2 bin 500 bitki ve 300 balık türü de yaşam alanlarının yok olması tehlikesiyle karşı karşıya hale geldi. 22 hayvan türü de nesli tükenme tehlikesi altında olanlar listesine eklendi.

Öte yandan  baraj nedeniyle nehrin doğal akışı içinde kendi kendini temizlemesinin mümkün olmadığın bazı bilim insanları tarafından  belirtiliyor. Nehirdeki tortunun baraj duvarında birikmesi sonucu tesisin zarar görmesi ihtimali bulunuyor.

Ayrıca çevrede yaşayan halkın başka seçenek bulunmaması nedeniyle nehir suyuna attığı çöpler de büyük bir çevre kirliliği yaratıyor. Yeni kurulan fabrikalar zehirli atıklarını nehre boşaltıyor.

 

BARAJLARIN ETKİLERİNİN AZALTILMASI İÇİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER

1-Yüksek biyolojik çeşitliliğe sahip  alanlardan uzak durulması

2- Sıcak noktalardan uzak durulması

3- Karadaki sıcak noktalardan uzak durulması
4-Risk altında bulunan organizmaların bölgelerinden  uzak durulması
5- Yüksek verimliliğe sahip alanlardan uzak durulması
6-Biyoçeşitliliği destekleyecek araştırmalar
7- Göç yollarının tıkanmasının önlenmesi
8- Mevsimlik akış düzeninin korunması
9-Debi miktarının sağlanması
10- Su kalitesinin korunması
11- Özel cinslerin habitatının korunması
12- Kirlenmenin önlenmesi
13-Barajların kümülatif etkilerinden kaçınılması
14- Yüksek ÇED standartlarının sağlanması
15- Eski ve yeni barajların etkilerinin izlenmeleri
16- Mevcut barajların durumunun iyileştirilmesi
17- Türbinlerin ve kontrol sistemlerinin iyileştirilmesi
18-Elektrik cihazlarının yeterliliğinin sağlanması
19- Barajlardaki ve sulama sistemlerindeki kaçakların önlenmesi
20- Ömrü dolan barajların devre dışı bırakılması
21-Göç eden çeşitler için araştırmaların yapılması
22- Göç olayının devamlı kontrol ve izlenebilmesi için donanımın sağlanması

Baldwin Hills barajı, Los Angeles, Kaliforniya şehrinin güney ve güneybatı kısımlarına su sağlamak için 1951 yılında inşa edilmiştir.
Hills Barajı, 232 feet yüksekliğe ve toplamda 650 feet genişliğinde. 14 Aralık 1963 günü saat 3: 38’te Baldwin Hills Barajı ,250 milyon galonluk suyunun çoğunu serbest bırakarak patladı .  Beş kişinin ölümüne ve yaklaşık 11 milyon dolarlık maddi zarara neden oldu. Kaynak: http://damfailures.org

 

SONUÇ

Günümüz dünyasında enerji çok önemli yer tutuyor. Hatta enerji bir kalkınmanın en önemli unsurunu oluşturuyor. Dünyada özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan devletlerin özellikle de Çin gibi geleceksiz büyüme dediğimiz yani tüm kaynaklarını aşırı derecede tüketen ülkeler var. Çin bu ülkelerin başında geliyor. Devletler arası rekabet,kapitalizm,aşırı tüketme ve insanın doğaya daha çok hükmetmesi gibi sebebler enerji ihtiyacını giderek dahada artırmış bulunuyor. Rekabetin ve ihtiyacın giderek arttığı dünyada  fosil enerji ve barajların kullanımını engellemek mümkün değil.

Ancak yaparken en az zarar veren yol belirlenebilir:

Sanayi devrimiyle birlikte dünya nüfusunun büyük bir hızla artması enerjinin de hızla artmasına neden olmuştur. Tarımsal ürünler enerji  temel besin maddeleri bu ihtiyaçların başında gelmektedir. Tarımsal üretimi arttırabilmek ise büyük oranda sulama imkânlarını sağlama ve tarımsal arazilerin sel ve taşkınlardan korunması ile mümkün olabilir. Günümüz dünyasında  bu nedenlerden dolayı baraj yapımı büyük önem kazanmıştır. Bunun yanında barajlar, ekonomik politikaları büyük oranda sanayi merkezli olan ve gelişmekte olan ülkelerde enerji üretiminde de en önemli kaynaklardan biridir. Baraj yapımıyla beraber dünya genelinde gerek ekolojik gerekse sosyal  değişimler meydana gelmiştir. Özellikle geliştirilen projeler ülke ve bölge  ekonomisine katkı sağlama yanında, baraj yapılan bölgenin sosyal ve ekonomik açıdan gelişmesini hızlandırmakta ve böylece yörede farklı istihdam alanları oluşturularak, gelir düzeyinin ve yaşam standartlarının yükseltilmesini sağlamaktadır. Diğer taraftan ise baraj yapımı bölgede ve dolaylı olarak ülke genelinde birçok sosyal,ekolojik ve ekonomik  sorunun ortaya çıkmasına neden olmaktadır.


Eğer sulama suyuyla taşınan tuz tarlada birikirse, bitkiler suyu daha güçlükle emebilmekte, toprağın dokusu zarar görmekte, verimlilik ve hâsıla düşmekte ve arazinin terk edilmesi gerekmektedir.
Sümer’de tuz birikimi, ilk başlarda, sulama sınırlanarak ve arazi dönüşümlü yıllarda ekilip-biçilerek kontrol altında tutuluyordu. Fakat savaşlar ve arazi üzerindeki nüfus baskısı aşırı sulama ve sürekli ekim zorunluluğunu doğurmuştu. Bu uygulamalar da M.Ö. 2400 ile 1700 yılları arasında tuzlanmayı arttırmış ve Sümer’in düşüşünde nedensel faktör olmuştur. Dicle nehrinden kanallar yolu ile sulama sağlayan Girsu’da tuzlu toprak parçaları Dicle Kanalı’nın inşasından hemen sonra ortaya çıkmıştır. Daha sonraki 300 yıl içindeki toprak çalışmaları daha önce tuzlu olmadığı belirlenen toprakların tuzlandığını doğrulamaktadır”( Tümertekin ve Özgüç, 1998: 517).


Dünyada hızla artan nüfus ile beraber kentleşeme, sanayileşme ve ulaşım faaliyetlerinde beklenenden daha hızlı bir artışın meydana gelmesi tarım arazilerinin giderek küçülmesine sebeb olmuştur. Bu nedenle dünyada hızlı nüfus artışıyla beraber artan gıda ihtiyacını karşılamak için tarım alanlarının korunması devletler tarafından zorunluluk haline gelmiştir. Dünyada tarıma kazandırılan alanlar hesap edilirken kaybedilen alanlar ciddiye alınmamaktadır. Özellikle baraj suları altında kalacak alanların yanında, delta sahalarında meydana gelebilecek tarımsal alan kayıpları hesaplanmalı ve buna uygun projeler yürütülmelidir. Ayrıca bölgede tarihi eserler korunmalı ve baraj yapımı için en uygun yer belirlenmeye çalışılmalıdır.Dünyada hızlı sanayileşme ile çeşitli sorunlar meydana gelmiştir. Bu sorunlardan en önemlisi olarak ekosistemdeki dengelerin bozulması gösterilebilir. Ekosistemdeki bozukluklar doğrudan veya dolaylı olarak insanlığı etkilemektedir. Artan bulaşıcı hastalıklar, küresel ısınma, , çevre kirliliği ve yarattığı sorunlar bunlardan sadece birkaçı. Bu nedenle barajların ekosistem,sosyoekonomik,kültürel vb. baskıları göz önünde bulundurularak planlanması hem dünyamızın doğal kaynaklarının korunması hem de insanlığın geleceği açısından büyük önem taşımaktadır.

 

 

Doğa insanların ihtiyacını karşılayacak bir kaynak topluluğu olarak görmek çevrenin yok olmasına davetiye çıkarmak demektir.

 

 

 

KAYNAKÇA:

Gedik  N. “BARAJLAR” BAÜ Müh. – Mim. Fak. İnş. Müh. Böl.

Sever & Ulukalın, Artvin İlinde Yapılan/Yapılmakta Olan Barajlar Hakkında Artvin Halkının Bazı Görüşleri, 2010, s. 69-71

TMH – Türkiye Mühendislik Haberleri / Sayı: 452 – 2008/6 

Başkaya ve Türk,Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi,”BARAJLARIN OLASI ÇEVRESEL VE SOSYO-EKONOMİK ETKİLERİNİN HALKIN BAKIŞ AÇISIYLA DEĞERLENDİRİLMESİ: ILISU BARAJI VE HASANKEYF ÖRNEĞİ” Sayı: 40,Ekim 2015 

Tümertekin ve Özgüç, 1998: 517

Barajların yapılış nedenleri nedir? https://www.msxlabs.org/forum/cevaplanmis/335345-barajlarin-yapilis-nedenleri-nedir.html#ixzz5RBd1BQaz

Mehmet Emin Sönmez Barajların, “Mekân Üzerindeki Olumsuz Etkileri ve Türkiye’den Örnekler” ,Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi,2012 11(1):213 -231

https://www.formlordi.com/cografya/122293-barajlarin-faydalari-nelerdir.html,16.09.2018’de erişildi.

Helle Jeppesen/ Çeviri: Ercan Coşkun,Deutsche Welle Türkçe”Büyük barajların bedeli ağır” https://www.dw.com/tr/b%C3%BCy%C3%BCk-barajlar%C4%B1n-bedeli-a%C4%9F%C4%B1r/a-15531734,16.09.2018’de erişildi.

Dabağlar.N ,İndigo Dergisi, “Rüzgar Tarlaları: Barajların doğaya olumsuz etkileri”https://indigodergisi.com/2016/01/ruzgar-tarlalari-baraj-barajlarin-dogaya-olumsuz-etkilerinil-nehri-asvan/16.09.2018’de erişildi.

http://damfailures.org/case-study/baldwin-hills-dam/16.09.2018 tarihinde erişildi.

İleri Okuma:

ÇEVRE EMPERYALİZMİ VE ILISU BARAJI ÖRNEĞİ,ÖZDEN BİLEN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir