Coğrafya Nedir? Alt Dalları Nelerdir? Özet Anlatım

 

COĞRAFYA

 

GİRİŞ

Bu yazımızda yukarıda tablosunu oluşturduğumuz “Coğrafya” ve Coğrafya’nın kaça ayrıldığını alt dallarının neler olduğunu, bu dalların altında yer alan yardımcı bilimler ve disiplinlerden söz edeceğiz. Kısaca Coğrafyanın tanımından, Coğrafya deyince aklımıza ilk gelecek olan alt kollarından, 1.Genel(Sistematik) Coğrafya, 2.Yerel Coğrafya’dan konuşacağız. Bu başlıkların sınıflandırılmasına bakacak olursak:

1.Genel (Sistematik)Coğrafya

A.Fiziki Coğrafya

1.Jeomorfoloji (Yer Şekilleri Bilimi)

2.Hidrografya (Sular Coğrafyası)

3.Klimatoloji (İklim Bilimi)

4.Biocoğrafya (Canlılar Coğrafyası)

5.Katografya (Harita Bilgisi)

 B.Beşeri Coğrafya

1.Nüfus Coğrafyası

2.Yerleşme Coğrafyası

3.Sağlık Coğrafyası

4.Tarihi Coğrafya

5.Siyasi Coğrafya

6.Kültürel Coğrafya

C.Ekonomik Coğrafya

1.Sanayi Coğrafyası

2.Tarım Coğrafyası

3.Turizm coğrafyası

4.Ulaşım Coğrafyası

5.Ticaret Coğrafyası

6.Maden Coğrafyası

7.Enerji Coğrafyası

2.Yerel Coğrafya

A.Bölgesel Coğrafya

1.Kıtalar Coğrafyası

2.Ülkeler Coğrafyası

3.Bölgeler Coğrafyası

Bu tabloyu oluşturmamdaki tek amacım “Coğrafya” deyince aklımıza ilk gelecek olan onu (Coğrafya)yı ve altındakileri bir anda görmek onu var eden kolları, alt dalları, yardımcı bilimleri ve disiplinleri bir an olsun hafızamızdan çıkarmamak. Şimdi kısaca hepsinin tanımlarını açıklayalım. Öncelikle Coğrafyanın tanımına değinerek Coğrafya nedir diyelim.

 

Coğrafya Nedir?

M.Ö. 3. yüzyılda ilk defa Eratosthenes tarafından kullanılan “Coğrafya”, Eski Yunanca ‘da (yer) anlamına gelen “gaia” ile (yazmak, tarif etmek, betimlemek) anlamına gelen “graphie” sözcüklerinin birleşmesinden türemiştir. Türkçesi “yer çizim” anlamına gelir. Eratosthenes, “Geography” kelimesini ilk kullanan kişi olup Coğrafyanın temellerini atmıştır.

Coğrafya’nın Tanımları

Birçok coğrafyacı bilim insanımız COĞRAFYA’yı şöyle tanımlamışlardır:

Prof.Dr. Sırrı ERİNÇ, Vejetasyon Coğrafyası (1977) kitabında, “Coğrafya, yeryüzündeki mekânların özelliklerini ortaya koyan ve gerek muhtelif mekânlar arasındaki benzerlik ve ayrılıkların sebeplerini ve bunlara hükmeden kanunları araştıran ve açıklayan bir ilimdir”, demiştir. (Rahmetle anıyoruz).

 

 

Ord.Prof.Dr. Ahmet ARDEL, Umumi Coğrafya Dersleri. Cilt:1, Klimatoloji kitabında (1960) “Coğrafya eşya (doğa) hadiselerini bir mekan dahilinde toplu olarak bunların birbiri üzerine olan tesirlerini göz önünde bulundurarak inceler. Halbuki diğer ilimler eşya (doğa) ve hadiseleri sadece tetkik eder, onların mekan dâhilindeki dağılışlarıyla alakadar olmaz. ”, demiştir.

Prof.Dr. Reşat İZBIRAK, Coğrafya Terimleri Sözlüğü (1964)’nde, “Bütün çeşitlilikleriyle yeryüzüne bağlı olayları tanıtan, bunları açıklayan bilim”, demiştir.

Prof.Dr. Erol TÜMERTEKİN, Ekonomik Coğrafya (1994) kitabında, “Bir beşeri bilim olan coğrafya, insanın yaşadığı, çalıştığı, bir araya geldiği ve başta kendi yaşama ortamı olmak üzere değiştirmekte olduğu yeryüzünü inceler”, demiştir.

Prof.Dr. İbrahim ATALAY, “Coğrafya 9” (2006) kitabında, “Coğrafya, hem doğal ortamın özelliklerini açıklayan hem de doğa ile insan arasındaki ilişkileri inceleyen bir bilim dalıdır.” demiştir.

Bütün bu farklı tanımların ardından, “Giriş” bahsini, Ord.Prof.Dr. Ali TANOĞLU’nun (Foto 3) “Coğrafya Nedir?” (1964) isimli makalesindeki şu satırları ile tamamlayalım:

“Coğrafya tasviri, realist ve sentetik karakteri, birçok bilimlerle teması ve coğrafya ile bu bilimlerin kenarında ve yüzeysel kısmında dolaşmak imkânını vermesi dolayısıyla ilk bakışta kolay kavranılır ve yapılabilir bir bilim gibi görünürse de gerçekte çok geniş ve sağlam bir kültür, metod bilgisi ve tecrübesi ve sonuçta kazanılması coğrafya sevgisine ve zamana bağlı coğrafi espri isteyen, edinilmesi ve işlenmesi çok güç bir bilimdir”(Tanoğlu, 1964).

Türk Dil Kurumu’nun Türkçe Sözlüğü’nde (1980) ise,

1.”Yeryüzünü fiziksel, ekonomik, beşeri, siyasal yönlerden inceleyen bilim.

2.Bir yeryüzü parçasını, bir bölgeyi, bir ülkeyi belirleyen, niteleyen; fiziksel, ekonomik, beşeri, siyasal gerçekliklerin tümü”. …diye tanımlanmıştır.

 

 

Ülkemiz dışında Coğrafya’nın tanımı hakkında şu örnekler verilebilir:

  • The English Oxford Dictionary’a göre; Yeryüzü tasvirini konu olarak alan, onun şeklini ve fiziki özelliklerini inceleyen doğal ve siyasi bölgelerini, ülkelerin iklimini, ürünlerini, nüfusunu vb. konularını kapsayan bir bilimdir. Genellikle matematik, fiziki ve politik coğrafya olarak dallara ayrılır.
  • Webster Sözlüğü’ne göre; Yer’i ve üzerindeki hayatı konu alan bilimdir. Yeryüzü, karalarının, denizin, atmosferin, bitki ve hayvanların, insanların dağılışlarını, karşılıklı ilişkilerini inceleyen bilimdir.
  • American College Dictionary (1947): İklim, relief, toprak, vejetasyon, nüfus, arazi kullanımı, sanayi gibi elemanların sıralanışını, gruplaşmalarını ve ayrıca bu elemanların bir araya gelerek meydana getirdikleri saha ünitelerinin karakterlerini inceleyen bir bilimdir.
  • British Association for the Advancement Science Section (Geography Research Commitee): Sahaların birbirleriyle olan ilgisi ve farklılaşmalarına göre “yeryüzü”nü tasvir eden bilimidir.

Tüm bu tanımlar “A Glossary of Geographical Terms”de yer almıştır.

Meydan Larousse (1970)’da, “Konusu yeryüzünü tanıtmak olan bilim”.

 Ana Britannica (1987)’da, “Yer’in yüzeyini, insana ve fiziksel yapıya ilişkin mekânsal görünümlerle farklılaşmaları ve bunların gerçekleştiği ortamı inceleyip tanımlayan disiplin”.

Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi (1993)’nde 1.Yeryüzünün günümüzdeki doğal ve beşeri görünümünü betimleyen ve açıklayan bilim. 2.Herhangi bir bölgenin fiziki ve beşeri özelliklerinin bütünü”dür, denmiştir.

Fransız Coğrafyacı de Martonne’a göre ise, bugünün coğrafyası “fiziki, biyolojik ve beşeri olayların yeryüzünde dağılış tarzı ve ile bu dağılışın nedenlerini ve bu olayların bölgesel (regional) ilişkilerini inceler.

Coğrafya bilimi doğal çevreyi ve insan faaliyetleri arasındaki ilişkiyi incelerken bazı metotlardan yararlanır. Bu metotlar şöyledir;

Coğrafi Prensipler

Coğrafi metodun 3 farklı prensibi vardır. Bunlar;

1-Yayılma Prensibi,

2-Genel Coğrafya Prensibi

3-Nedensellik Prensibi’dir.

1-Yayılma Prensibi: Olayların dağılış tarzının incelenmesini ve yayılış sahalarının belirlenmesini kapsar. Böylece olaylar “Kartografik Metodlar”la da ortaya konulabilir. Örneğin; Büyük Okyanus çevresindeki dalma batma zonları boyunda depremlerin oluşması ve dolayıyla volkanların ve volkanik faaliyetlerin buralarda yayılmasını inceler ve sonuçlar çıkarır.

2-Genel Coğrafya Prensibi: Gerek fiziki, gerek beşeri olaylar coğrafyada yalnız tek olarak incelenmeyip, yeryüzünün diğer sahalarındaki benzer olayları da kapsar. Böylece dağılış biçiminin koşullarını ortaya koyar. Örneğin; Ilıman Kuşak boyunca gerek fiziki ve gerekse beşeri coğrafya özelliklerini ortaya koyar, bunların Dünya üzerinde nedenlerde bulunduğunu ve dağılış biçimini sunar.

3-Nedensellik Prensibi: Coğrafi olaylar, fiziki ve beşeri olsun, daima yalnız tasvir edilmekle kalmaz. Olayların sebebini, karşılıklı ilişkilerini, birbirine olan etkilerini de araştırır. Örneğin; son jeolojik devir olan Kuaterner boyunca buzulların zaman zaman neden eridiği veya tekrardan buzul dönemlerine girildiğinin nedenlerini araştırır.

Coğrafya’nın Alt Dalları

Coğrafya, sahası içine giren olayları inceleme biçimine göre iki kısma ayrılır:

1- Genel Coğrafya (veya Sistematik Coğrafya)

2- Yerel Coğrafya

Genel Coğrafya, (Şekil 1) sistematik gruplara göre sıralanmış fiziki, beşeri, ekonomik ve biyolojik olayların bütün yeryüzünde dağılışlarını inceler ve genel prensipler elde etmeye çalışır.

Şekil 1: Dünya Fiziki Haritası

  Yerel Coğrafya: altındaki Bölgesel Coğrafya ise, coğrafi karakterlerin ve olayların dağılışı ile ayırt edilebilen dar ve geniş bölgeleri ayrı bir bakış açısı ile inceler. Önce sistematik bir şekilde fiziki    ve beşeri olaylar incelenir. Daha sonra bölgesel karakterler coğrafi bir bütün olarak ve ayrıca bölümler halinde ve yörelere de ayrılarak incelenir. Örneğin: Türkiye, Marmara Bölgesi, Çatalca-          Kocaeli  Yöresi vb (Şekil 2).

Şekil 2: Türkiye’nin Coğrafi Bölgeleri Haritası                                                                                                                                                                                                   

Ayrıca, siyasi sınırlarla ayrılmış ülkeler de bölgesel coğrafyada incelenir (Şekil 3)

Şekil 3: Dünya Siyasi Haritası

Şimdi Genel (Sistematik)Coğrafya başlığı altında kollara ayrılan diğer dalları tek tek inceleyelim.

 

1.Genel (Sistematik)Coğrafya

A.Fiziki Coğrafya: Doğal ortam ve süreçleri inceleyen fiziki coğrafya, coğrafya biliminin iki alt dalından birisidir.

Fiziki coğrafya mekânın, tabiatın veya doğal ortamın anlaşılmasını ve tanıtılmasını hedeflemektedir. Burada doğal ortamdan kastedilen; yer sistemlerini oluşturan gaz tabakasından müteşekkil Atmosfer, yerin katı kısmına karşılık gelen Litosfer, sıvı kısmına karşılık gelen Hidrosfer ve nihayet yaşayan organizmaları kapsayan Biyosfer’dir. Dolayısıyla bu kürelerin her birinin fiziki coğrafyada bir anlamı ve mahiyeti bulunmaktadır. Litosfer jeomorfolojiyle, Hidrosfer hidrografyayla, Atmosfer klimatolojiyle, Biyosfer ise biyocoğrafya ile sıkı sıkıya bağlı olarak bulunur (Şekil 1).

Yeryüzünün fiziksel olarak çeşitli kısımları fiziki coğrafyanın konusudur. Litosfer (karalar), hidrosfer (sular), atmosfer (hava) ve biyosfer (bitki ve hayvan yaşamı); bunlarla bağlantılı olarak yeryüzünün şekilleri, topraklar, maden kaynakları, su kütleleri, iklimi ve doğal bitki örtüsü fiziki coğrafyanın araştırma konularıdır. Bunları inceleyen fiziki coğrafyanın alt kollarıysa jeomorfoloji, hidrografya, biyocoğrafya, klimatoloji ve kartografya gibi adlar altında uzmanlık alanları hâline gelmiştir.

          Fiziki Coğrafyanın Alt Branşları

Fiziki coğrafyanın alt branşları şöyle sıralanabilir:

  1. Yer şekillerini inceleyen jeomorfoloji
  2. Suları inceleyen hidrografya
  3. Uzun süreli atmosfer olaylarını inceleyen klimatoloji
  4. Bitki ve hayvanların dağılışları ile inorganik litolojik yapının üzerindeki organik yapıdaki toprakları (pedoloji) inceleyen biyocoğrafya
  5. Harita tekniklerini inceleyen kartografya

‘Harita bilgisi’ olarak bilinen kartografya da geleneksel olarak fiziki coğrafyanın bir alt disiplini olarak değerlendirile gelmiştir. Oysa harita konusu, Coğrafi Bilgi Sistemleri, Uzaktan Algılama fiziki coğrafyada kullanıldığı kadar beşerî coğrafyada da kullanılmaktadır. Bu yönüyle esasında bu branşı yardımcı bilim dalları içerisinde değerlendirmenin daha adaletli ve hakça uygun olacağı kanaatindeyim. (Prof. Dr. Deniz Ekinci , İstanbul Ü.  Fiziki Coğrafya S.21)

Fiziki Coğrafyaya Yardımcı Disiplinler

Fiziki coğrafyaya yardımcı olan branşların bazıları aşağıda belirtilmiştir:

1-Kısa zaman aralıkları içindeki atmosfer olaylarını inceleyen meteoroloji

2-Yerin içyapısını inceleyen jeoloji

3-Harita tekniklerini inceleyen kartografya

4-Gök cisimleri ve kozmosu inceleyen astronomi

5-Suları inceleyen hidroloji

6-Bitkileri inceleyen botanik

7-Kayaçları inceleyen petrografi

8-Depremleri inceleyen jeofizik

9-Canlıları inceleyen biyoloji

10-Hayvanları inceleyen zooloji bunların başlıcaları olarak sayılabilir.

 

Şimdi Fiziki Coğrafyayı meydana getiren alt disiplinlerini tek tek açıklayalım.

 

1.A.1.Jeomorfoloji (Yer Şekilleri Bilimi)

Yer şekilleri bilimi olarak tanımlanan jeomorfoloji Amerika’da jeolojinin Avrupa’da ise coğrafyanın bir alt disiplini olarak dikkat çekmektedir. Yurdumuzda ise fiziki coğrafyanın bir alt disiplinidir.

Almanca’da festlandskunde (katı yeryüzü bilgisi),

Fransızca’da géomorphogénie (jenetik yer şekli bilgisi) ve topologie (yer şekli bilimi),

İngilizce’de geomorphology olan bu bilimin Türkçe karşılığı olarak yer şekli terimi, rölyef şekli, yüzey şekli, yeryüzeyi şekli ve topoğrafya şekli gibi terimler de kullanılmaktadır. Yine orografi, fizyografi, jeomorfojeni ve morfoloji de jeomorfolojinin yerine kullanılmış terimlerdir. Esas itibari ile jeomorfoloji üç farklı kelimeden oluşmaktadır. Bunlar;

 Geo (jeo): Yer,

Morpho (morfo): Şekil,

Logos (loji): Bilim.

Dolayısıyla jeomorfoloji kelime anlamı ile yer şekli bilimidir.

Penck jeomorfolojiyi yer şekillerinin görünüşünden, yeryüzündeki dağılışından ve meydana gelişinden söz eden bir bilim dalı olarak tanımlamaktadır.

 Davis yer şekillerinin izahlı bir tasviri olarak tanımlamaktadır.

Hettner katı yeryüzünün şekil bilimi olarak ifade etmektedir.

Philippson katı yer kabuğunun yeryüzü bilimi olarak tanımlamaktadır.

Passerge yeryüzünün şekilleşmesi bilimi olarak ifade etmektedir.

 Sölch bugünkü yer şekillerinin görünüşünden, oluşundan ve silinmesinden söz eden bilim olarak betimlemektedir.

Machatschek yeryüzeyinde işleyen kuvvetler ve bunların etkisi ile meydana gelen şekillerden bahseden bilim olarak görmektedir.

 Maull ise katı yeryüzünün şekil topluluklarından ve bunların oluşundan bahseden bir bilim olarak tanımlamıştır.

Tanımlardaki ortak noktalar yer şekilleri ve bunların kökeni, yer şekillerinin gelişimi ve onları şekillendiren süreçler olduğu görülmektedir.

Yukarıdaki açıklamaların ortak noktaları bakımından bir tanım yapacak olursak “jeomorfoloji”;

gerek denizaltında gerekse de üzerinde bulunan yer kabuğunda, gerek bu kabuğun içinde gerekse de yüzeyinde iç ve dış etmen ve süreçlerin etkisi altında meydana gelen yer şekillerini inceleyen ve tasvir eden, onların oluşum ve gelişimleri ile düşey ve yatay istikametteki değişimlerini ve coğrafi dağılışlarını nedenleriyle birlikte ortaya koyan bir bilimdir.

Prof. Dr. Sırrı Erinç hocamızın Jeomorfoloji I eserinin 3. sayfası giriş bölümünde Jeomorfoloji tanımına bakacak olursak;

Jeomorfoloji’nin tanımlanması: Jeomorfoloji, karalar üzerinde ve denizlerin altında litosferin yüzeyinde görülen şekilleri inceleyen, oluşum ve evrimleriyle açıklayan, bunları sınıflandıran, coğrafik yayılış ve gruplanmalarını nedenleriyle birlikte araştıran  bilim dalıdır. Bu şekilde belirlenen amacı ve konusu ile, çok geniş ve mültidisipliner bir bilim alanı olan yerbilimleri topluluğunun bir dalını meydana getirir. Bu genel çerçeve içinde jeomorfoloji, konusu bakımından coğrafik ve jeolojik bilimlerin girişim alanını kapsar ve bu nedenle de bazı ülkelerde coğrafyanın, bazı ülkelerde de jeolojinin bir uzmanlık dalı sayılır.

Prof. Dr. Mehmet Yıldız Hoşgören hocamızın Jeomorfoloji’nin Ana Çizgileri I eserinde giriş sayfasında Jeomorfoloji tanımı ise aynen şöyledir;

Kelime anlamı yerşekilleri bilimi olan (Grekce: geo=yer, morpho=şekil, logos=bilim) jeomorfoloji, yerşekilleri ve onların oluşturduğu yeryüzü görünümleri ile bunları meydana getiren ve değişikliğe uğratan iç-dış etmen ve süreçleri disiplinlerarası ve sistematik olarak inceleyen bir bilim dalıdır. Yersekilleri ile onların oluşturduğu yeryüzü görünümlerini betimler, oluşum ve gelişimlerini, zaman içinde geçirdikleri değişiklikleri ve coğrafi dağılış alanını nedenleriyle birlikte ortaya koyar.

Bu bilim dalını ifade etmek için, jeomorfoloji teriminin yanı sıra, orografi, fizyografi, jeomorfojeni, morfoloji gibi bir takım terimler de ortaya atılmış ve kullanılmıştır. Ancak, günümüzde “Jeomorfoloji” terimi tutunmuştur.

Yer şekilleri hareketsiz veya durağan değildir. Hareketli ve dinamik bir yapıya sahiptir. Sürekli olarak oluşum, değişim ve gelişim devam etmektedir. Ancak bu değişim gün içinde yaşadığımız atmosfer olaylarındaki gibi hızlı ve gözle görülebilir değildir. Çok daha uzun bir süre içinde bu değişim gerçekleşmektedir.

O hâlde yer şekillerinin tanımlanması, tasvir edilmesi, kantitatif ve kalitatif olarak değerlendirilmesi, sınıflandırılması, dağılışlarının ortaya konulması, onların oluşum ve gelişimlerinde etkili olan etmen ve süreçlerin belirlenmesi, oluşum ve gelişim safhalarının saptanması bu bakımdan jeomorfolojinin en temel konuları olarak ifade edilebilir.

Jeomorfolojinin İlişkili Olduğu Bilim Dalları

Multidisipliner bir bilim olan jeomorfoloji, konusu gereği bazı bilim dalları ile sıkı ilişki içinde bulunur.

Bu bilim dallarındaki çalışmaların sonuçlarını kendi alanında değerlendirdiği gibi kendi çalışmalarının sonuçlarını da bu bilimlerin faydalanmasına sunar.

Jeomorfolojinin, yer şekillerinin incelenmesinde kullanılan, özel yöntemleri vardır. Bunlar aslında coğrafi yöntemlerdir. Bir jeomorfolog daima yüzey şekillerinin bugünkü, görünümünü ele alır. Bu görünümü tasvir eder ve onların meydana gelişlerini ve bugünkü görünümlerini nasıl kazandıklarını izah eder. Bu izahta yardımcı bilimlerden de faydalanılır.

Jeomorfoloji sahasında doğru bilgilere ulaşmak için faydalandığı bu yardımcı bilim dallarından bazıları aşağıdaki gibidir;

  • Jeoloji (mineraloji, petrografi, sedimantoloji, stratigrafi, tektonik, paleontoloji, hidrojeoloji vb.)
  • Klimatoloji
  • Hidrografya
  • Jeofizik
  • Jeokimya
  • Pedoloji
  • Kartografya
  • Antropoloji

 

1.A.2.Hidrografya (Sular Coğrafyası)

İnsanoğlunun yaşamını sürdürebilmesi için en çok ihtiyaç duyduğu unsurlardan biri “su”dur. Günümüzde nüfusun artması, çoğalan sanayi tesisleri gibi sebepler su ihtiyacının sürekli olarak artmasına neden olmaktadır. Son yıllarda sıkça bahsedilen ve yaygın bir sorun hâline gelen iklim değişimleri ve bu iklim değişimlerinin olumsuz etkileri karşısında daha da önem kazanan su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi ulusal ve uluslararası gündemin en önemli maddesi durumundadır. Birleşmiş Milletler, 2005 – 2015 döneminde çalışmalarının ana temasını “yaşam için su” şeklinde tanımlamıştır.

Olası kuraklıklar nedeniyle dünyamızda su açığı ortaya çıkmaktadır. Bu talebe cevap verebilmek için planlanan yüzey su kaynaklarının devreye sokulmasının yanı sıra hâlihazır kaynakların korunması ve verimli kullanılması önem arz etmektedir. Planlama  su kaynaklarının miktar ve kalite açısından etkin bir koruma ve yönetim modelinin oluşturulması, su kaynağının bulunduğu sistemin, lito-stratigrafi, tektonik, morfolojik fiziksel parametreleri ile iklim, akarsular, kaynaklar, yer altı suları ve göller gibi dinamik özelliklerinin belirlenmesi, bunların ilişkilendirilmesi ve bu ilişkilerin bir hidrografik model çerçevesinde analiz edilmesi gerekmektedir. Bütün bunlar hidrografya bilimini tartışmasız önemde bir konuma çıkarmaktadır.

Görüldüğü üzere iki hidrojen ve bir oksijenden oluşan su (Şekil 1) dünyada günden güne petrolden daha kıymetli bir zenginlik hâline gelmektedir. Günümüzde, dünya çapında çok özel öneme sahip olan taze ve içilebilir su kaynakları maddi değerle ifade edilemeyecek kadar paha biçilmez bir öneme sahiptir (Şekil 2).

 

Hidro: Su

Graphein: Tasvir anlamına gelmektedir.

Bu terimler ışığında hidrografya yer altı sularını, kaynakları, akarsuları, gölleri, denizleri ve okyanusları dolayısıyla tüm yerküre üzerindeki suları inceleyen bir bilim dalıdır. Hidrografya kapsam olarak fiziki coğrafyanın bir alt disiplinidir ve suların coğrafyasıdır (Şekil 3).

Şekil 3: Hidrosferi meydana getiren sular hidrografyanın konusu içindedir.

 

Coğrafyanın sularla ilgili konularını inceleyen hidrografyayı kara hidrografyası ve deniz hidrografyası olmak üzere iki kısma ayırmak mümkündür. Karalar üzerindeki ve içindeki yer altı suları, kaynaklar, akarsular, göller ve buzullardan oluşan sular kara hidrografyası dâhilindedir. Okyanus ve denizleri meydana getiren sular ise deniz ve okyanus hidrografyasını meydana getirir.

Suların fiziksel, kimyasal özelliklerinin yanı sıra onların dağılışlarını, bulundukları ortamları, suların hareketlerini, bunların nedenlerini ve insan ile olan ilişkilerini inceler. Ayrıca su taşkınları ve çekikler gibi konularda uygulamalı hidrografya kapsamında hidrografyanın konuları dâhilindedir.

Hidroloji, Meteoroloji, Hidrometeoroloji, Hidrojeoloji, Hidroekoloji, Hidrobiyoloji, Hidrokimya, Hidroinformatik, Hidrooizotop, Oseonografya (Oşinografi), Limnoloji, Potamoloji, Glasyoloji sularla ilişkili disiplinlerdir.

Ebul İz El-Cezeri, İbn-i Sina, Marcus Vitruvius, Leonardo da Vinci, William Morris Davis ve Bernard Palissy bilim adamlarının su biliminin gelişmesinde katkıları olmuştur. Pierre Perrault, Edme Marriotte, Edmund Halley, Daniel Bernoulli modern hidroloji biliminin öncülerinden bazıları olarak sayılabilir.

Prof. Dr. Mehmet Yıldız Hoşgören hocamız Hidrografya’nın Ana Çizgileri I eserinin önsözünde Hidrografya’nın tanımından şöyle bahsetmiştir.

Bilindiği gibi Hidrografya, coğrafyanın, gerek yerin üstünde (kaynaklar, akarsular, göller, denizler ve okyanuslar) gerekse yerin altında (yeraltısuları) yer alan sularla ilgili konularını inceleyen bir dalıdır ve bu nedenle bir ülkenin beşeri ve iktisadi hayatında önemli bir yer tutar.

Hidrografyayı Oluşturan ve Hidrografya ile İlişkili Bilim Dalları Nelerdir?

Hidroloji: Su bilimidir.

Meteoroloji: Atmosfer bilimidir. Yağış, sıcaklık, basın ve rüzgâr gibi atmosfer olaylarını kapsar.

Hidrometeoroloji: Su ile meteorolojik olaylar arasındaki ilişkileri inceler.

Hidrojeoloji; Jeolojik bilimler ile su arasındaki ilişkileri inceler. Özellikle yer altı suları ve jeoloji arasındaki ilişkiler hidrojeolojinin konusunu meydana getirir.

Hidroekoloji: Flora, fauna ve insan müdahalesi ile bu koşullarda ortaya çıkabilecek değişiklikler hayatta kalması için gerekli su habitatları ile ilgilidir. Organizmalar ve hidrolojik çevrim arasındaki etkileşimler hidroekolojinin konusu dâhilindedir.

Hidrobiyoloji: Sularda yaşayan canlıların yaşadıkları sularla ilgilerini inceleyen bilimdir

Hidrokimya: Suyun kimyasal özelliklerini inceler.

Hidroinformatik: Hidroloji ve su kaynakları uygulamaları için bilgi teknolojileri uygulamalarını içerir.

Hidrooizotop: Suyun atomik ve izotop yapılarını inceler.

Oseonografya (Oşinografi): Okyanus ve denizlerdeki suları inceleyen bilim dalıdır.

Limnoloji: Göllerdeki suları inceleyen bilim dalıdır. Göllerdeki suların biyolojik, kimyasal, fiziksel, jeolojik ve diğer özelliklerini kapsar.

Potamoloji: Akarsu bilimidir. Akarsulara ait debi, rejim gibi özelliklerinin yanı sıra onların mühendislik özelliklerini de kapsayan bir disiplindir.

Glasyoloji: Buzul bilimidir. Buzulların oluşması ve eriyerek ortadan kalkmaları gibi huşuların yanı sıra buzulların çeşitlerini, dağılışlarını ve özelliklerini de inceleyen bir bilimdir.

Su Teknolojisi: İçme, kullanma ve endüstri sularını elde etmek, onları biriktirmek, bu suları kullanır bir duruma getirmek, kullanılmış atık suları zararsız hâle getirmek gibi konuları inceleyen disiplindir.

 

1.A.3.Klimatoloji (İklim Bilimi)

 Klimatoloji yeryüzünde cereyan eden iklim olaylarını ve birbiriyle ilgili olan bu olayların meydana getirdikleri iklim tiplerini belirleyip açıklayan bir bilimdir.

Bu olayların açıklanması için ise atmosfer hareketlerinin genel prensiplerinin bilinmesi gerekir.

Bunun için de meteorolojik bilgiye ihtiyaç vardır. Klimatoloji ve meteoroloji birbirine yakın iki bilim olmakla beraber birbirini tamamlayan iki ayrı bilimdir.

Meteoroloji hava olaylarını bütün ayrıntılarıyla inceler ve bu olayların dayandığı fizik kanunlarını bulmaya çalışır ve vardığı sonuçları rakamlar ve formüller hâlinde verir.

Klimatoloji, hava olaylarını anlamak amacıyla meteorolojiden geniş ölçüde yararlanır.

Klimatoloji ve meteoroloji konuyu ele alış bakımından birbirinden ayrılır. Örneğin klimatoloji, atmosferin daha çok alt katlarıyla ilgilenir. Yeryüzü olaylarını açıklamak için gerekirse yüksek atmosfer ile de ilgilenir. Meteoroloji ise atmosferin bütün bölümleri ile aynı ölçüde ilgilenir. Bazen yeryüzünün etkisini ortadan kaldırmak için yüksek atmosfer katlarını tercih eder.

Klimatoloji hava olaylarının genel özelliklerini inceler ve uzun zaman süreleri ve ortalamalarıyla ilgilenir.

Meteoroloji ise olayları meydana geldiği an ele alır. Bu nedenle klimatolojide uzun devrelere ait ortalama değerler, meteorolojide ise kısa süreli olayları belirten sinoptik haritalar ve rasatlar kullanılır.

 Meteorolojinin birçok dalı vardır.

a) Dinamik meteoroloji: atmosferde meydana gelen hava hareketlerini ve ısı geçişlerini matematik ve fizik kanunlarıyla bulmaya çalışır.

b) Fiziksel meteoroloji: Atmosferde meydana gelen radyasyon, ısı, buharlaşma, yoğunlaşma, yağış, optik gibi fiziki olayların nedenlerini inceler.

c) Aeroloji: Hava bilimi anlamına gelen aeoroloji (aero-hava ve logy- bilim), meteorolojinin en önemli dallarından biridir. Atmosferi dikine olarak inceler ve hava gözlemlerinden yararlanarak gelecekteki hava durumunu tahmin etmeye çalışır. Bu çalışmalar Radiozonda meteorolojik radarlar, Uçak Entegre Bilgi Sistemi, Sabit Seviye Bolonları ve Meteorolojik uydular yardımıyla yapar.

d) Sinoptik meteoroloji: Aynı zamanda ve aynı esaslara dayanılarak hava tahminleri elde etmek amacıyla meteorolojik gözlemlerin analizinin yapılmasıyla ilgilenir. Bu çalışmalarda ülkelerin meteoroloji kuruluşları sürekli ilişki içindedir.

e) Tarımsal meteoroloji: Tarımda üretim ve ürün üzerinde etkisi bulunan meteorolojik olayları inceler.

f) Aeronotik meteoroloji: Meteorolojinin uçuş problemlerine uygulanmasını inceleyen bir bilim dalıdır.

g) Deniz meteorolojisi: Meteorolojik elemanların denizlerle ve denizcilikle ilişkilerini inceler.

Bunlardan başka meteorolojinin İstatistiki meteoroloji, Tıbbi meteoroloji, Radyo meteorolojisi gibi dalları da vardır.

 Klimatolojinin Bölümleri

Klimatoloji alansal klimatoloji ve uygulamalı klimatoloji olmak üzere iki ana bölüme ayrılır:

A. Alansal Klimatoloji

 a.1. Mikro Klimatoloji: küçük ölçekli alanlardaki karşılaştırmaları içerir. Örneğin ormanlık saha ile çevresi arasında klimatolojik şartların incelenmesi gibi. Mikro ölçekteki klimatolojik şartlar insan faaliyetleriyle değiştirilebilir.

a.2. Mezo Klimatoloji: Mikro klimatoloji ile makro klimatoloji arasında yer alır. Bölgelerin iklim özellikleri incelenirken bu ölçek kullanılır.

a.3. Makro Klimatoloji: Bir ülke veya daha büyük bir alanın büyük ölçekli çalışmalarıdır. Bu ölçekteki iklim insan faaliyetleriyle kolaylıkla değiştirilemez.

B.Uygulamalı Klimatoloji: Klimatolojik verilerin kullanımlarına bağlı olarak çeşitli bölümlere ayrılabilir.

b.1. İstatistiksel Klimatoloji: iklim elemanlarının ortalama, en yüksek ve en düşük değerlerini, normal değerlerden sapmalarını, tekrarlamalarını, dağılış gibi özelliklerini inceleyip iklim elemanlarının esas yapılarını araştırır.

b.2. Teorik Klimatoloji: İklim olaylarının nedenlerini ve oluş şekillerini matematiksel –fiziksel kurallarla açıklanmasını içerir.

b.3. Sinoptik Klimatoloji: İklim elemanlarını eş zamanlı meteoroloji usullerine göre inceler ve sonuçlarını ortaya koyar.

b.4. Sağlık Klimatolojisi: İklim elemanlarının ve iklim tiplerinin insan sağlığına etkilerini inceler.

b.5. Uçuş Klimatolojisi: Hava meydanlarına ait iklim elemanlarını uçuş hizmetlerine yarayacak şekilde inceler.

b.6. Yüksek Hava klimatolojisi: Atmosfer dünyada düzenli bir bir şekilde yerden izlenerek incelenmektedir. Radiosonde rasatları, çeşitli uydulardan alınan bilgiler atmosferi yatay ve düşey doğrultuda incelememize yardımcı olur.

 Prof. Dr. Murat Türkeş hocamız Genel Klimatoloji Atmosfer, Hava Ve İklimin Temelleri eseri ilk sayfasında  Klimatoloji’yi, yeryüzündeki iklimleri, onların kökenini, dağılışlarını ve doğal ortamı şekillendiren bir etmen olarak rolünü inceleyen bilim dalıdır. Diye ifade etmiştir ve satırlarına şöyle devam etmiştir.

Çağdaş klimatoloji (iklimbilim), yerel, bölgesel ve güncel sorunlara, iklimdeki uzun süreli değişikliklerin kestirilmesine, olası nedenlerine ve sonuçlarına ilişkin yararlı bilgiler ve çözümler sağlamaya çalışır.

Bu kapsamda, günümüzde Klimatolojinin başlıca iyi bilinen alt bilim dalları ve uygulama alanlarıysa,

Küresel ve Bölgesel Klimatoloji,

Uygulamalı Klimatoloji,

Tibbi ya da Sağlık Klimatolojisi,

Kuraklık Klimatolojisi,

Hidroklimatoloji,

Dinamik Klimatoloji,

Fiziksel Klimatoloji,

Bulut Klimatolojisi,

Klimatolojik Veri İşlem ve Analizi,

Sinoptik Klimatoloji ve Meteoroloji,

İklim Fiziği, iklim Değişikliği,

İstatistiksel Klimatoloji ve Paleoklimatolojiyi içerir.

 

1.A.4.Biyocoğrafya (Canlılar Coğrafyası)

Fiziki coğrafyanın önemli bir alt disiplini de biyocoğrafyadır. Biyocoğrafya çevreyle çok yakın olarak ilişkilidir. İklim, sular, toprak, yer şekilleri biyocoğrafyayı etkilemektedir. Dolayısıyla biyocoğrafya diğer koşulları yansıtan bir özelliğe sahiptir.

Bitkiler ekosistemin temeli olup canlılığın kaynağını oluştururlar. Bu bağlamda, yaşamın sürdürülebilirliği bitki örtüsünün sürekliliğine, arttırılmasına, insanoğlunun bitkileri yakından tanıyarak önemini kavramasına ve çoğaltılması yönündeki çabalarına bağlıdır. Hızla artan nüfus, çarpık kentleşme ve yanlış sanayileşme ve çevre kirlenmesi ile ekosistemin dengesi bozulmuştur. Bu aşamada, doğal bitki materyali kaynakları olan başta ormanlar olmak üzere savan, maki, step, çöl, tundra ve alpin çayırlar ile bataklıklarda yetişen bitkilerin işlevleri büyük önem kazanmıştır. Bitkiler insanoğluna doğrudan doğruya sağladığı gıda, barınma ve beslenme gibi binlerce somut yararlarının dışında, yeşil bitkilerin gerçekleştirdiği fotosentez işlevi sonucu, yaşamın kaynağı olan soluduğumuz oksijeni üretmektedir.

Biyocoğrafya canlı türlerin, organizmaların ve ekosistemlerin coğrafi olarak dağılışlarını inceleyen bir bilim dalıdır. Biyocoğrafya, canlıların (bitkilerin ve hayvanların) dünya üzerindeki dağılış sebeplerini ve bunların değişimlerini  nedenleriyle birlikte ele alıp inceler (Şekil 53). Dolayısıyla türlerin coğrafi dağılımını araştıran ve türlerin yeryüzü üzerindeki konumlarını haritalandırarak burayı nasıl yaşam alanı edinmiş olabilecekleri sorusuna cevap arayan bir disiplindir.

Biyocoğrafya ekoloji, botanik, zooloji, fizyoloji, biyoloji, jeoloji, klimatoloji, pedoloji, hidrografya gibi fiziki coğrafya bilgilerini bir çatı altında toplayan bir yaklaşıma sahiptir. Coğrafi bölgelerde türlerin dağılış kalıpları, genellikle etkili faktörlerin jeolojik tarihçe boyunca gerçekleşen kombinasyonu ile açıklanabilir: Bunların başlıcaları kıtaların kayması, buzullaşma, deniz seviyesi değişimleri, akarsu ağlarına olan uzaklık, yer altı suları ile olan ilişki, yaşanan izolasyonlardır. Modern biyocoğrafya genellikle organizmanın dağılımını etkileyen faktörleri ortaya koymak ve gelecekteki eğilimleri tahmin etmek üzere değerlendirmeler yapmaktadır.

Edward O. Wilson, Alexander von Humboldt, Hewett Cottrell Watson, Alphonse de Candolle, Alfred Russel Wallace, Philip Lutley Sclater bu sahadaki önemli isimlerdir.

Biyocoğrafya; fitocoğrafya (vejetasyon coğrafyası) ve zoocoğrafya olmak üzere iki alt gruba ayrılmaktadır. Bunlara toprak coğrafyasını da ilave edebiliriz.

Biyocoğrafya canlıların genel dağılışını bitki ve hayvan topluluklarını meydana getiren taksonları ayrı ayrı flora ve faunayı sistematik ve dünya üzerindeki dağılışları bakımından ekolojik yönden değerlendirir.

Zoocoğrafya ise hayvanların dağılışını inceler.

Prof. Dr. Murat Türkeş hocamızın Biyocoğrafya Bir Paleocoğrafya Ve Ekoloji Yaklaşımı eserinin ilk sayfasında Biyocoğrafya, tanımına bakacak olursak;

Biyocoğrafya, çok genel olarak, “bitki ve hayvanların yeryüzündeki alansal dağılışları, ilişkileri ve etkileşimleri ile zaman içindeki değişim ve evriminin alansal ve zamansal desenlerinin neden ve sonuçlarını inceleyen bilim dalı” dır. Demiş ve sözlerine şöyle devam etmiştir.

Biyocoğrafyacılar, genel olarak buradakilere benzer çeşitli sorulara bilimsel ve anlamlı yanıtlar vermeye çalışır:

Yeryüzünde bu kadar çok canlı organizma neden vardır?

Onlar neden bugün gördüğümüz gibi bir dağılış Örüntüsü (deseni) gösterir?

Onların bugünkü dağılış örüntüleri her zaman böyle miydi?

İnsanın bugünkü etkinlikleri bitki ve hayvanların bu biyocoğrafi dağılış desenini etkilemekte midir?

Eğer öyleyse, gelecek için nasıl öngörüler üretilebilir?

Biyocoğrafya, uzun bir geçmişi olan çok disiplinli bir bilim dalıdır. Kökeni, Biyoloji, Coğrafya, Toprak Bilimi, Klimatoloji, Paleontoloji, Paleocoğrafya, Ekoloji, Genetik, Moleküler Evrim Bilimi ile yakından ilişkili bir derinliğe sahiptir.

1.A.5.Kartografya (Harita Bilgisi)

Meslektaşım, Muhammed Çetin  17 Eylül 2017 Kartoğrafya nedir? İlk Medeniyetlerde Kartoğrafya Anlayışı Nasıldır? yazısında Kartografya’nın anlamını şöyle açıklamıştır:

“Kartoğrafya >>, eski latince’de sert kağıt anlamına gelen ” cartacharta ” kelimesi ile << Graphein >> den türemiş olan latince yazmak, çizmek, tasvir etmek manasında << Graphia > sözcüklerinin birleştirilmesinden meydana gelmiş olup << kağıt üzerinde resmetme >> ( carta+ graphia) demektir. ” Kartoğrafya ” bu şekilde harita yapmayı ifade etmiş ve bu haliyle Antik Çağdan bugüne kadar kullanılagelmiştir. “

Kartografya, harita ve harita benzeri gösterimleri üretmek amacıyla uygulanan, gerekli tüm çalışmaları kapsayan bilim, teknik ve sanattır. Harita benzeri gösterimler, küreler, üç boyutlu kabartma harita vb. türde ürünlerdir. Bu klasik tanım halen geçerli olmasına rağmen güncel bir kartografya tanımı aşağıdaki gibi yapılabilir:

Kartografya, mekansal bilgileri analog ya da sayısal biçimde toplayan, modelleyen, yapılandıran, değerlendiren, saklayan, çeşitli ortamlarda anlaşılır ve yansız (objektif) biçimde sunan (coğrafi bilginin kartografik iletişim bağlamında kullanıcıya iletilmesi) bir disiplindir.

Mekansal veri işleme bağlamında Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) hangi disiplinde uygulanırsa uygulansın, mekansal veriler obje tabanlı bir yapıya dönüştürülmeli, saklanmalı, analiz edilmeli ve kartografik olarak sunulmalıdır. Bu kapsamdaki işlemler ya kartografyanın uygulama alanındadır ya da kartografyanın uygulama alanını tamamlayıcı niteliktedir. Kartografya alanında çalışan kişiye de kartograf denir.

Kartograflar, yeryüzü üzerinde gördükleri gerçek objeleri ya da elde ettikleri bilgiler ile şekillendirdikleri konuları belirli kartografik kurallar çerçevesinde bir haritaya aktarırlar. Bu bilgilerin haritaya aktarılmasındaki amaç, haritaya aktarılan bilginin diğer insanlara ulaştırılması ve diğer bilim dalları tarafından kullanılmasına imkân vermektir.

Kartoğrafya: Yerkürenin bir düzlem üzerinde gösterilmesi ve coğrafi olayların haritalanması metodları ile uğraşır.

Fiziki Coğrafyaya “Genel Kartografya”nın; Beşeri ve Ekonomik Coğrafyaya “Siyasi Coğrafya”nın eklenmesi gerekir. Ayrıca, yine Coğrafya’nın bir alt dalı olarak “Tarihi Coğrafya” bulunur.

Kartoğrafya, daha önceleri Genel Coğrafya’nın bir dalı olarak “Matematik Coğrafya” onun önemli bir kolunu oluşturmaktaydı.

Klasik Coğrafya kitaplarında yer alan Matematik Coğrafya’nın bölümleri şöyle idi:

1- Asıl Matematik Coğrafya: Yerkürenin şekli ve boyutlarını inceler.

2- Jeofizik: Yer’in fiziki özelliklerini inceler.

3- Astronomik Coğrafya: Yer’in diğer gök cisimleri ile ilişkilerini ve hareketlerini inceler.

4- Geodezi: Yeryüzünde coğrafi mevkii belirlenmesi ve yeryüzünün ölçülmesi ile uğraşır.

Kartoğrafya, daha önceleri Genel Coğrafya’nın bir dalı olarak “Matematik Coğrafya” onun önemli bir kolunu oluşturmaktaydı.

Klasik Coğrafya kitaplarında yer alan Matematik Coğrafya’nın bölümleri şöyle idi:

1- Asıl Matematik Coğrafya: Yerkürenin şekli ve boyutlarını inceler.

2- Jeofizik: Yer’in fiziki özelliklerini inceler.

3- Astronomik Coğrafya: Yer’in diğer gök cisimleri ile ilişkilerini ve hareketlerini inceler.

4- Geodezi: Yeryüzünde coğrafi mevkii belirlenmesi ve yeryüzünün ölçülmesi ile uğraşır.

5-Kartoğrafya: Yerkürenin bir düzlem üzerinde gösterilmesi ve coğrafi olayların haritalanması metodları ile uğraşır.

Bugün için, jeofizik, astronomi, geodezi ve kartoğrafyanın ayrı birer bilim dalı haline geldiği görülmektedir.

Bununla birlikte, Coğrafya’da coğrafi olayların meydana gelişleri ve yeryüzünde dağılışları ile ilgili olarak bütün bu konular üzerinde gerektiği kadar durulmaktadır.

Genel Kartoğrafya’da yerkürenin şekli ve boyutları, yerin basıklığı, paralel ve merdiyen sistemi, coğrafi mevkii ve zaman ayrı bir bölüm oluşturur

Kartografya bazı bilimlerden faydalanır bunlar şunlardır:

a.Harita

b.Projeksiyon

c.Jeodezi

d.Fotogrametri

e.Uzaktan Algılama

f.Coğrafi Bilgi Sistemleri

Yerkürenin bir düzlem üzerinde gösterilmesi ile ilgili olarak projeksiyonları özelliklerine göre sınıflandırarak tasniflerini görmek, geometrik ve matematik yolla coğrafi projeksiyon kanevalarını incelemek ve ayrıca coğrafi olayların haritalarda gösterilmesi ile ilgili baskı metotlarını ele almak “Genel Kartoğrafya”, diğer bir değişle

“Coğrafi Kartoğrafya” olarak fiziki coğrafya kolları arasında yer alabilmektedir (Şekil 8-9-10).

Tarih Öncesi Çağlara ait olan 57 harita belirlenmiştir. Bu haritalar Mezolitik ve Neolitik Dönem ile Maden Çağına aittir. Bunların 37 adedi Fransa’da, 7 adedi İtalya’da, 2 adedi Malta’da, 2’si de Danimarka’dadır. Birer adedi ise, Bulgaristan, Almanya, Irak, Ürdün, Fas, Cezayir, Mısır, Gürcistan ve Türkiye’dedir. Türkiye’deki harita Konya’daki en eski yerleşim birimlerinden biri olan Çatalhöyük’te bulunmuştur (Şekil 11)(Tökgöz 2012).

1.B.Beşeri Coğrafya

Bir beşerî bilim olan coğrafya; insanın yaşadığı, çalıştığı, bir araya geldiği ve başta kendi yaşama ortamı olmak üzere değiştirmekte olduğu yeryüzünü inceler.

Coğrafya; toplumsal ve doğal çevre arasındaki karmaşık ilişkileri inceleyen, fakat inceleme odağında insan ve mekân olup insan ile mekân arasındaki etkileşimi öncelikli olarak ele alan bir sentez bilimidir.

Beşerî coğrafya yeryüzü unsurları üzerinde insan kaynaklı faaliyetleri inceler. Buna göre beşerî coğrafya; insan topluluklarının yeryüzü ile münasebetleri, bu toplulukların yeryüzünün diğer olaylarıyla bağlantılı olarak karşılıklı aksiyon ve reaksiyonları dâhilinde inceleyen bilim dalıdır. Beşerî coğrafya insanı, özelliklerini ve faaliyetlerini çevreyle ilişki içinde ve meydana getirdikleri mekânsal örgütlenme biçimiyle inceler. Beşerî coğrafya da fiziki coğrafya gibi kendi içinde kollara ayrılmıştır bunlar:

1.Nüfus Coğrafyası

2.Yerleşme Coğrafyası

3.Sağlık Coğrafyası

4.Tarihi Coğrafya

5.Siyasi Coğrafya

6.Kültürel Coğrafya

…… gibi şimdi bu başlıkları tek tek açıklamaya çalışalım.

 

1.B.1.Nüfus Coğrafyası

 Sınırları belirli bir alanda yaşayan insan sayısına nüfus denir.

Nüfus coğrafyası ise nüfusun yeryüzünde dağılışını, bu dağılışın nedenlerini, yoğunluğunu, yaş, cinsiyet, eğitim ve diğer sosyokültürel özelliklerini inceleyen, mekânla bağlantılarını ortaya koyan bilim koludur. Coğrafya bilimi içinde Beşerî Coğrafya konularının bir alt araştırma sahası olan nüfus coğrafyası son derece dinamik bir yapıya sahiptir.

Sürekli değişen nüfus miktarı, ölüm ve doğum oranları ile nüfus hareketleri olarak da değerlendirebileceğimiz göçle şekillenir. Başka bir ifadeyle nüfusun üç temel bileşeni vardır. Bunlar; doğum, ölüm ve göçtür. Bir bölgenin nüfusunun büyüklüğü ve bileşimini şekillendirerek veya değiştirerek yöneten nüfus süreçlerini anlamak, nüfus artışının ve değişiminin çeşitli yöntemlerle ölçülmesini gerektirir. Bir nüfusun en temel özelliği, büyüklüğüdür. Bir alanın nüfusu, oradaki bir doğum ve/veya başka bir yerden oraya gelen bir kişiyle artar. Aynı alanın nüfusu, birinin ölümü ve/veya başka bir yere göç etmesiyle de azalır.

 

1.B.2.Yerleşme Coğrafyası

Yerleşme coğrafyası, yerleşmelerin oluşumu, gelişimi, kökenleri, geçirdiği değişimleri, fonksiyonlarını ve dağılışlarını inceleyen Beşeri Coğrafya dalıdır. Yerleşim coğrafyası, mesken ve yerleşim birimlerinin doğal ve beşeri çevre ile ilgisini araştırır.

Hayata avcı-toplayıcı göçebe olarak başlayan insan, kurak iklim bölgelerinde, nehir boylarında yerleşmeye başlamıştır. Bu alanlarda daha kolay yiyecek ve su temin  edilebilmesi nedeniyle seçilmiştir. Zamanla mesken olarak mağara, ağaç kovuğu gibi yerler yerine kendi yaptığı kulübeler yapmaya başlamıştır. M.Ö. 10 bin yıldan (Neolitik çağ) itibaren ekim-dikim ve hayvancılığa başlanmış olması yerleşik hayatın başlamasını zorunlu kıldı. İlk köyler bu şekilde ortaya çıktı. Kalkolitik çağla beraber madenleri işlemeye başlandı. Köyler büyüdü etrafı surlarla çevrildi şehirler oluşmaya başladı.

Tarımın ortaya çıkmasıyla birlikte, insan da avcı ve toplayıcılık yaparak sürdürdüğü göçebe hayattan yavaş yavaş ayrılmış ve belli yerlerde, özellikle akarsu kenarlarında yerleşmeye başlamıştır. Neolitik Çağın insanları yeryüzünde geniş alanlara yayılmış bulunuyorlardı. Bu sahaların en önemlilerinden biri de Mezopotamya ve Anadolu’dur.

Türkiye’de Neolitik yerleşmelere ait kalıntılar çoktur.

Örneğin; Konya (Çatalhöyük) M.Ö. 6200 (Foto 2 – 3 ve 4),

Mersin (Yumuktepe), Diyarbakır (Gölbaşı), Burdur (Hacılar) ve son dönemlerde ortaya çıkarılarak günümüzden 11.500 yıllarına tarihlenen Şanlıurfa’daki Göbeklitepe, (dünyadaki ilk yerleşim yeri) hatta günümüzden 8500 yıl öncesine ait İstanbul-Yenikapı Marmaray Metro kazılarında ortaya çıkarılan eski yerleşme gibi; Neolitik Çağa ait yerleşmelerde yapılan kazılar, o zamanki insanların yaşayışı ve uygarlık alanlarındaki başarıları hakkında çok açık fikirler vermektedir. Buna göre, Anadolu’nun Neolitik insanları köylerde yaşıyorlardı.

 

Göbeklitepe
            https://www.youtube.com/watch?v=00QgaJ9K5bk

Yerleşme Coğrafyasını esas olarak “Kır Yerleşmesi” ve “Şehir Yerleşmesi” olmak üzere iki başlık altında değerlendirmek mümkündür.

Kır yerleşmesi; temel geçim kaynağı tarım, hayvancılık veya balıkçılık faaliyetlerine dayanan insanların devamlı veya geçici olarak meydana getirdikleri yerleşmelerin özelliklerini, bu yerleşmelerin içinde bulunduğu çevre şartlarına ne derece uyduğu ve çevresiyle olan karşılıklı ilişkilerini inceler.

Şehirler ise; küçük bir sahada büyük nüfus kütlelerinin birlikte bulunduğu, yüksek binaları, cadde ve sokak sistemleri, parkları ve insanların doğal coğrafi ortam üzerinde oluşturdukları beşeri tesislerden oluşur. Şehir, yakın ve uzak çevresiyle de kültürel ve ekonomik etkileşim içinde bulunmaktadır. Bir şehrin önemi ve büyüklüğü genellikle onun etki sahasının, özellikle de ekonomik etki sahasının genişliği ve önemiyle doğru orantılıdır.

Bazı şehirler ise kültürel etki sahasının genişliğiyle önem kazanmakta ve geniş bir bölge içindeki insanları kendine çekmektedir. Mekke, Kudüs ve Vatikan gibi dini şehirler bunlara örnektir.

 

1.B.3.Sağlık Coğrafyası

Sağlık Coğrafyası, mekandan kaynaklanan tüm sağlık problemlerini toplum, yer ve zaman yönleriyle inceleyen ve nedenlerini araştıran, hastalıkların önlenmesinde çözüm yöntemleri sunan bir Beşeri Coğrafya alt dalıdır.

Sağlık coğrafyası disiplinlerarası çalışma konularından biridir. Genel olarak, sağlık ile ilgili konuların ve sorunların incelendiği ve araştırıldığı, bunların insanı etkileyen yönlerinin tartışıldığı ve varsa sorunlar için önerilerin dile getirildiği bir daldır.

Sağlık çalışmalarında önce veri toplanır. ikinci aşamada veriler düzenlenir ve daha sonra ise bunlar harita, grafik ve tablolara aktarılarak mekanda ve zamanda dağılış yapılır ve neden sonuç ilişkisi kurularak senteze ulaşılır.

Mesela bir hastalığın bir il bazında dağılışı veya ülke bazında dağılışı yapılır. Burada hastalığın yoğunlaştığı sahalara ayrıntılı olarak bakılır ve bunun olası nedenleri araştırılır.

Bir hastalığın belli bir alanda görülmesinde mekana bağlı nedenler şunlar olabilir:

Fiziki sebepler: sıcaklık, yağış, rüzgar, enlem, basınç vb.

Kimyasal sebepler; Arazideki kayaç yapısı, bileşimi, mineral yapı ve oranları.

Biyolojik sebepler; ortamdaki mantarlar, asalaklar, mikroorganizmalar.

Hidrografik sebepler: suyun yeterliliği, kirliliği.

Beşeri sebepler, hastane eksikliği, doktor ve hemşire azlığı, yetersiz beslenme şartları, ekonomik sebeplerden; madende çalışma, endüstri kuruluşunda çalışmadan kaynaklanan hastalıklar. Bu işlemler yapıldıktan sonra kesin neden ortaya konur ve çözüm önerileri yapılır. Bu türden çalışmalar Türkiye’de oldukça sınırlıdır.

Hipokrat‘ın yazdığı Hava, Su ve Yer (M.Ö. 400) kitabı Sağlık Coğrafyası ile ilgili ilk kaynak kabul edilir.

Türkiye’de henüz cumhuriyet ilen edilmeden, Milli Mücadele yıllarında konu ile ilgili araştırmalar başlamıştır. ‘TBMM Hükümeti Sağlık Bakanlığı’ 1922 başlayıp 1938 yılında bitirilen 22 kitaptan oluşan Türkiye’nin Sıhhi-i ve İçtimai Coğrafyası dizi kitabını hazırlatmıştır

Türkiye’de yapılan bazı çalışmalar: Ege bölgesinde endemik guatrın incelenmesi (1977), sulardaki iyot miktarıyla guatr arasındaki ilişki (1982), asbest ve eriyonitin göğüs hastalıklarına tesiri (1987), Kırka’da Bor mineralinin halk üzerindeki etkisi (2002)

Sağlık Coğrafyası (Health Geography)

Sağlık “hastalıklı ve sakat olmamak dışında bedensel, ruhsal ve sosyal açıdan iyilik hali içinde olma”yı ifade eder. Günümüzde sosyal bilimler ile farklı bilim dalları arasında ortak konular çalışılabilmektedir. Sağlık Coğrafyası da bunlardan biridir. Sağlık Coğrafyası hakkında pek çok tanım bulunmaktadır. Bu tanımlarından bazıları şöyledir:

May (1974); “Çeşitli faktörler ve bunların her birinin coğrafi çevresi arasındaki ilişkiyi içine alacak şekilde genişlemesini, insan hastalıkları ile çeşitli çevre koşulları (jeomorfolojik, klimatolojik, ekolojik, demografik, antropolojik koşullar) arasındaki ilişkiyi inceleyen bir bilim dalıdır”

Erinç (1984); “Çevreyle ilgili mekân birimlerinin hastalıkların özelliklerini belirleyen etken-etkenleri etiyolojik (neden bilimsel) bir görüşle saptayan, çeşitli hastalıkların yayılış alanlarını ve salgınları haritalayan uzmanlık dalı”

Hapçıoğlu (1987); “Mikrobiyoloji, parazitoloji, immünoloji bilimlerinin ışığı altında, hastalıkların ve salgınların meydana gelmesinde ortam-zaman ilişkilerini ve tabiat koşullarını inceleyen bir bilim dalı”

Timor (1993-1996); Mekânsal sebepli sağlıkla ilgili tüm olayları toplum, yer ve zaman boyutlarında inceleyen ve bu olayların nedenlerini araştıran, bu sayede sağlık problemlerinin önlenmesinde en uygun çözüm yollarını belirten bir yöntemdir.

Kantürk (2009); “İnsanın yaşadığı mekânla etkileşimi sonucu meydana gelen hastalıkları coğrafi prensiplere göre sorgulayan, hastalığın önlenmesi veya azaltılması yönünde öneriler sunabilen bir coğrafya dalı”

Bütün bu tanımlardaki ortak nokta hastalık ve mekân arasında bir bağlantı bulunduğu ve Sağlık Coğrafyası’nın bu konuyu ele alışıdır.

 

1.B.4.Tarihi Coğrafya

Tarihi coğrafya, çağdaş coğrafya ilke ve yöntemlerini kullanarak bir alanı geçmiş bir zaman diliminde araştıran coğrafi bilim koluna denir. Kısaca geçmişin coğrafyası olarak belirtilen bu alan; coğrafi yöntemlere uygun olarak geçmiş bir dönemde belirli bir yerin fiziksel, beşeri ve bölgesel coğrafya özelliklerini ortaya çıkarmaktır.

 Tarihî coğrafya esas itibarıyla coğrafi bir çalışmadır. Bu nedenledir ki tarihî coğrafya, coğrafya biliminin içinde yer alan bir disiplindir. Bununla birlikte başta tarih olmak üzere bazı bilimler bazı coğrafi faktörleri, unsurları veya hadiseleri de dikkate alarak bazen de haklı olarak tarihî coğrafya konusunda çalışmalar yapmışlardır.

Coğrafya biliminin tanımındaki çeşitlilik tarihî coğrafya çalışmalarını da bu açıdan çeşitli alanlarda kullanılmasında ve tanımlanmasında etki yaratmıştır. Şimdiye kadar yapılan araştırmalarda tarihî coğrafyanın; kullanılan metot ve kaynaklara bakıldığında genellikle coğrafya çalışma alanları içinde örneğin yerleşme coğrafyası, ekonomik coğrafya, siyasi coğrafya gibi genel olarak beşerî coğrafya gibi algılandığı görülmektedir. Büyük oranda bu konuda araştırma yapanların beşerî coğrafya ağırlıklı çalışmaları sonucu, ortaya böyle bir görünüm çıkmış olabilir. Oysa tarihî coğrafya, genel anlamda  coğrafya bütünün geçmişteki karşılığı veya dengi olmalıdır.

Çünkü tarihî coğrafyayı coğrafyadan farklı kılan tek özellik geçmişi incelemesi olduğuna göre, bir tarihî coğrafyacı araştırma yaparken amacı ve kullandığı kaynaklara göre fiziki coğrafya ağırlıklı da çalışabilir, beşerî coğrafya ağırlıklı da çalışabilir. Bu tamamen araştırmacının ilgi ve isteği ile araştırmanın süresi, amacı ve kullanılacak kaynakların niteliğine bağlıdır. Şu durumda tarihî coğrafyanın, sistematik coğrafyadaki yeri, coğrafyanın bir alt dalı değil, bizzat coğrafyanın bütünü, başka deyişle kendisi gibidir. Çünkü araştırıcının isteğine ve kullandığı belgelere göre, her konuyu geçmişte araştırma imkânı bulabilir. tarihî coğrafyayı ayırıcı kılan tek husus geçmişe ait  bilgi ve belgelerden yola çıkarak yapılan çalışmalardır .

Bazı araştırmacılar yapmış oldukları çalışmalarda tarihî coğrafya çalışmalarını araştırmaların ve sonuçlarının ilgi oranlarına bağlı olarak zaman zaman coğrafyanın belli alanlarına ait olduğu açıklamalarında bulunmuşlardır . Bu durum, esas itibarıyla coğrafyanın ve tarihî coğrafyanın çeşitliliğinden zenginliğinden ve zaman içinde ortaya çıkan gelişmelerden kaynaklanmaktadır. Tarihî coğrafyanın coğrafya sistematiği içindeki yeriyle ilgili Harlan H. Barrows’un 1923 yılında  “Geography as Human Ecology” adlı eseri, (Erol Tümertekin 1985 yılında “İnsan Ekolojisi Olarak Coğrafya”  adıyla Türkçeye kazandırmıştır ) bizlere bu konuda bilgi vermektedir. Bu çalışmaya göre tarihî coğrafya sadece tanımlanmamış yaşamın gizemli bir parçası olarak düşünülmüştür.

Gerçek şu ki tarihî coğrafya geçmişin coğrafyası, geçmiş zamanları konu alan insan ekolojisi olarak düşünülmektedir. Unstiad, tarihî coğrafyayı “geçmişin coğrafyası” olarak nitelendirmiştir; fakat coğrafyayı insan ekolojisiyle sınırlamak istemediği için bu cümleye kendisi çok daha geniş bir anlam veriyordu.

Tarihî coğrafyaya, geçmişin coğrafyası, bugünkü coğrafi koşulların yorumlanmasında geçmiş zamanların coğrafi koşullarının taşıdığı anlamı göstermeye yardım eder. Kendi sıraları gelip geçtikten sonra bile  varlıklarını sürdüren birçok çevresel bağıntının anahtarını sunar. Deyim yerindeyse coğrafyaya “üçüncü boyut”u getirir.

Tarih ve coğrafya arasında her daim sıkı bir ilişki vardır. Tarih, coğrafyasız coğrafya tarihsiz olmaz. Bu iki disiplin daima birbiriyle alışveriş hâlindedir. Olayların izah edilmesinde zaman ve mekân daima önem arzetmiştir.

Bir tarihçi Tarih Metodolojisi adlı kitabında tarihe yardımcı bir bilim olarak coğrafyadan bahsederken tarihin şekillenmesinde coğrafi faktörlerin etkilerini örneklerle izah etmektedir:

Coğrafya tarihin başta gelen yardımcılarındandır. Coğrafyasız tarih ilim değil hikâye olur.

 Tarihe yardımcı olan bilimler içinde coğrafya hakkındaki görüşüyle son noktayı koyan Zeki Velidi Togan, bu konuda bizlere şu hatırlatmayı yapmaktadır. “Coğrafyanın tarihe yardımcı bir ilim olması izaha muhtaç değildir. Coğrafyaya dayanmayan bir tarih kitabı tarih değil roman sayılır .”

Görüldüğü gibi coğrafya, tarih için yardımcı bir bilim olmasından ziyade tarihle bütünleşmiştir. Buna mukabil her iki alan arasındaki bağ, birbirinden istifade etmekten ve bunun karşılıklı olmasından müteşekkildir.

 

1.B.5.Siyasi Coğrafya

Siyasi Coğrafya Beşeri Coğrafyanın alt disiplinlerinden biridir.

Dünyadaki, temel olarak, devletlerarası ilişkilerden kaynağını alan siyasi olayları Coğrafi açıdan inceler.

Dağılış düzenini, zamanı da dikkate alarak, nedenleriyle birlikte ele alır. Coğrafi özellikler ile bu siyasi olay veya olaylar arasındaki etkileşimleri araştırır. Sonuçlar çıkararak önerilerde bulunur.

Bu özelliğinden dolayı Siyasi Coğrafya çalışmaları devletlerin dış politikaları ile toplumların hayatı üzerinde önemli etkilere sahiptir.

Siyasi Coğrafya, siyasi olayların ve siyasi bölgelerin dağılışı, dağılışın nedenleri; siyasi bakımdan neden önem kazandıkları veya geri planda kaldıkları; siyasi olayların yeryüzünün nerelerinde yoğunlaştıkları, nerelerde yoğun olmadıkları konusunda rol oynayan coğrafi etkenleri ve bunların mekâna göre karşılıklı ilişkilerini ele almaktadır. Siyasi olayların ve bölgelerin dağılışı ve bununla ilişkili mekânsal özellikler ve ilişkiler Siyasi Coğrafya’nın esas unsurudur.

Siyasi Coğrafya Siyasi faaliyetler ve olayların mekana, Coğrafi ortama bağlı olarak gösterdikleri değişiklik ve farklılıkları, mekanı (ortam,saha,alan) analiz ederek, inceler. Bu özellik Siyasi Coğrafya’nın, siyaseti konu alan diğer bilim dallarından önemli bir farkını oluşturur. Bu incelemede yeryüzü bir bütün olarak ele alındığı gibi, bölgesel incelemeler, hatta devletlerin incelemesi de yapılır. Fakat, bölgesel siyasi olaylar ve devletler incelenirken yeryüzünün bütünü ve diğer devletler göz ardı edilmez. Yeryüzünün diğer bölgeleriyle ilişkiler ve karşılıklı etkiler dikkate alınır. Devlet veya devletler incelenirken diğer devletler de fonksiyonel olarak karşılıklı ilişkiler ve etkiler açısından ele alınır.

Siyasi Coğrafya çalışmalarında Fiziki(doğal) ve beşeri unsurlar ve özelliklerin birlikte ele alınması gerektiğini özellikle vurgulamakta fayda vardır. Sadece fiziki özellikler veya sadece beşeri özellikler siyasi olaylar ve devletlerin gelişmesi ve siyasi güç kazanması için yeterli değildir.

 

1.B.6.Kültürel Coğrafya

Kültür, bir milletin tarihi boyunca düşünsel, sanatsal, tarihî, maddi ve manevi duygusal birikimleri, sembollerin, işaret, gelenek, örf, adetleri biriktirip kendine özgü bir şekil verdiği unsurların sosyal yaşantı şeklinde ortaya çıkmasına denir.

Kültürel Coğrafya; kültürle ilgili coğrafyadır. İnsan kültürlerini, konumları ve insan çevre ilişkilerini inceleyen bir bilimdir. Kültürün unsurları; dil, din, gıda, giyim, sanat,  müzik, örf ve âdetlerdir. Bunlar anne babadan çocuklara aktarılır veya eğitim yoluyla öğrenilir. Televizyon, film, radyo ve internet yoluyla yeni nesillere aktarılır.

Kültürel coğrafya; kültür gruplarının ve toplumun mekânsal işleyişi arasında, mekânsal varyasyon çalışmasıdır.

Değişiklik ya da bir yerden bir yere sabit kalabilen kültürel olgulara odaklanır. Mekânsal işlevleri açıklar.

Kültürel yayılmanın hızlanması seyahat yoluyla artmıştır. Son iki yüz yılda, ulaşımda mesafeler kısalmıştır. Bilgi hareketi internet aracılığıyla çok daha büyük bir hıza kavuşmuştur. Amerika’daki bir moda hareketi veya Kore’deki gamgam dansı kısa sürede tüm dünyada yayılmıştır.

Yerli kültür sistematik olarak yok edilmiştir. Devlet okullarında, Hıristiyan misyonerler tarafından, Batı kültürü empoze edilmiştir. Yerli halk kendi geleneklerini terk ederek, tanımadıkları ve tamamen yabancı oldukları kültürü benimsemeye başlamışlardır. Afrika ülkelerinde ve birçok dünya ülkesinde, yiyecek ekmek bulmakta güçlük çeken insanlar, kravat ve şapka takma zorunda kalmışlardır. Japonya, Çin ve Türkiye gibi bazı ülkelerde, bir dereceye kadar Batı kurallarından uzak durulmuşsa da, bu ülkelerde de Batı’nın sömürgeci anlayışı ve Batılılaşmanın elit tabaka öncülüğünde yaygınlaşmasının önüne geçilememiştir. Elit tabaka, kravat ve şapka takmayı bir medeniyet zannetmiş, bunları

takarsam ve Avrupalı gibi giyinirsem, Avrupalı gibi modern olurum, Avrupalı gibi kalkınmış ülke olurum hissine kapılmıştır. Halk tabakası, elitleri örnek almış ve onlar da Batılı gibi giyinmeye başlamış ve anlamadığı halde Batı müziği dinlemeye başlamıştır. Oysa elitler dâhil halkın tümü, örneğin Avrupa müziğini içten sevmemekte, sadece sükse olsun diye dinlemektedir.

Bugün dünya ülkelerinde yerel kültürler can çekişmektedir. Çünkü ABD, tüm dünya ülkelerinde İngiliz popüler kültürünü, siyasi, sosyal, ekonomik ve askeri yollarla severek veya zorla kabul ettirmektedir. Bugünün zavallı insanı, cebinde beş kuruş parası olmadığı halde, kredi kartı ile McDonald’dan yemekte, Coca Cola veya Pepsi Cola içmekte, Starbucks’da kahvesini yudumlamaktadır. ABD veya Avrupalı uluslararası şirketlerin ürettikleri kot ve jeanleri ve Nike ayakkabısı giymeye özen gösterilmektedir.

 

1.C.Ekonomik Coğrafya

Ekonomik coğrafya kendi içinde çok farklı faaliyetleri barındırmaktadır. Bu faaliyetler insanın yaşaması için oldukça önem taşımaktadır. Doğal ve beşeri koşullar ekonomik  faaliyetleri doğrudan etkilemektedir. Ekonomik faaliyetlerin dağılımı coğrafi olanaklarla belirlenmiştir.

Önceleri toplayıcılık ve avcılıkla geçine insanoğlu zaman içinde tarımı keşfetmiştir. Zaman içinde madenleri işlemeye ve eritmeye başlayınca silahlar ve koruma aletleri yapmıştır. Bu aletlerle de tarımdan yararlanmaya başlamıştır. Sanayi devrimiyle büyük bir değişime giren dünya, ekonomik olarak hızlı bir gelişme süreci yaşamıştır. Ekonominin ana kollarından olan sanayi ile birlikte özellikle doğada bulunan ham maddeler değerlenmeye ve şekillenmeye başlamış, sanayi yatırımları ve faaliyetleri artmış ve ortaya çıkan gelişmeler beraberinde zamanla mesafe kavramını ortadan kaldırmış ve küreselleşmeyi ortaya çıkarmıştır. Buna bağlı olarak dünyada hızla yayılan bir sanayi hamlesi görülmüştür.

Ekonomik coğrafya; insanların geçimini temin etmek için yaptıkları faaliyetler olup; tarım, sanayi, ticaret, madenler, enerji kaynakları, ulaşım ve turizm sektörleri bu kapsamda değerlendirilmektedir. Şimdi bu başlıkları kısaca açıklayalım.

 

 1.C.1.Sanayi Coğrafyası

Sanayi, doğadan elde edilen ham maddelerin mamul ya da yarı mamul madde durumuna dönüştürülmesi ve maden ve enerji kaynaklarının işletilmesi etkinliklerinin tümüdür.

Coğrafya bilimi, sanayi faaliyetlerinin yeryüzünde dağılışını ve bu dağılışa etki eden fiziki ve beşerî unsurları neden ve sonuçlarıyla ele alır.

Sanayi Coğrafyası; insan faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan sanayi kolları ve bunların dağılışlarını ile gelişme dönemlerini inceler. Sanayi ham ya da yarı işlenmiş maddeleri işleyerek mamul madde hâline getirilmesi işidir. Bugünkü modern sanayi uzun geçmişe ve birçok keşif ve araştırmaların sonucuna dayanmaktadır.

Bir başka tanımla sanayi: mal, hizmet ve gelir kaynağı üreten veya sağlayan teşebbüsler veya teşkilatlar grubudur. Bu manasıyla, genelde sanayinin dışında düşünülen resmi istatistiklerde de böyle sınıflandırılan tarım ve hizmet sektörlerini de içine alır. Sanayi endüstri olarak da bilinir. Sanayi devrimiyle maden yatakları daha hızlı bir şekilde işletilmeye başlamıştır.

Bugünkü modern sanayi uzun geçmişe, birçok keşif ve araştırmaların sonucuna dayanmaktadır. Uzun bir süre toplayıcılık ve avcılıkla geçinen insanoğlu Neolitik dönemde ilk kez tarım yapılmaya başlanmıştır.

Sanayi devrimi; 18. yüzyılda başlayan ve emeğin verimliliğini olağanüstü artırıp, kitlesel üretime geçişe olanağı veren, insanlık tarihinin en büyük dönüşümlerinden biridir.

Sanayi devrimini 16. ve 17. yüzyıldaki dinsel, siyasal, bilimsel ve felsefi düşünceler hazırlamıştır. Protestan Reformasyonu “bugün çok çalışıp yarını düşünmeyi” önemli bir değer olarak yerleştirmiştir. 17. yüzyılda aydınlanma filozofları bilimsel yöntemi ve rasyonel düşünmüşlerdir.

 

1.C.2.Tarım Coğrafyası

En yalın hâliyle, “insanların çeşitli yöntem ve araçlarla toprağı işlemek suretiyle bitkisel ürün elde etmesi” olarak tanımlayabileceğimiz Tarım, değişen ve gelişen şartlar dolayısıyla ilk uygulanışından günümüze büyük aşamalar kaydetmiştir. Temel amaç toprağı işleyerek bitkisel ürün elde etmek olsa da bunun yöntem ve araçlarında muazzam bir çeşitlilik söz konusu olmuştur.

Tarımsal faaliyetler diğer ekonomik sektörle birlikte coğrafyanın önemli ilgi ve inceleme alanlarından biri durumundadır. Tarımsal üretim, doğal çevreyle etkileşimi, nitelikleri ve önemi gibi birçok yönüyle coğrafi çalışmaların konusu hâline gelmektedir. Bu bakımdan Tarım Coğrafyası’nı; “dünya tarımsal üretim alanlarını, tarımsal üretimi etkileyen faktörleri, tarımsal üretim metotlarını, tarımsal ürünlerin dağılış özellikleri ile tarımın sosyal yapı ve genel ekonomi üzerindeki etkilerini inceleyen coğrafya alt bilim dalı” olarak tanımlamak mümkündür.

 

1.C.3.Turizm Coğrafyası

Turizm Coğrafyası; turizm etkinliğinin türünü, bu etkinliklere katılan insan sayısını ve bu etkinliklerin ekonomiye olan katkısını inceleyen bilim dalıdır. Turizm faaliyetleri özellikle II. Dünya Savaşı’ndan sonra gelişme göstermeye başlamıştır. Gezip, görmek, eğlenmek, dinlenmek gibi faaliyetler için insanların yaşadığı yerin dışına belirli bir süre için gitmesine “turizm” adı verilir. Bu faaliyeti yapan kişiye ise “turist” denir. İnsanların kendi ülkesi sınırları içinde yaptığı turistik faaliyetlere “iç turizm” denir. Başka bir ülkeye giderek yapılan turistik faaliyetlere ise “dış turizm” adı verilir.

Turizm ismi Fransızca “tourisme”den gelmektedir:

1) Dinlenme, eğlenme, görme, tanıma vb. amaçlarla yapılan gezi.

2) Bir ülkeye veya bir bölgeye turist çekmek için alınan ekonomik, kültürel, teknik önlemlerin, yapılan çalışmaların tümüdür.

Turizmle çok çeşitli bilim dallarının ilgi alanı içine girmesine rağmen turizmle en fazla ilgili olan bilim dalı coğrafyadır.

Coğrafyanın asıl konuları içinde bulunan iklim, jeomorfoloji, bitki örtüsü hidroğrafya yerleşme, ekonomik faaliyetler turizmi doğrudan etkiler. Coğrafyanın turizmle ilgili alt dalı turizm coğrafyasıdır. Turizm tarım, sanayi gibi araziyi kullanan bir faaliyettir. Arazi kullanımında değişikliklere neden olabilir. Bu nedenle  turizm planlamalarında coğrafya çok önemlidir. Doğa bilimleri içinde jeoloji, botanik, zooloji, çevre bilimleri, ornitoloji (kuş bilim) , meteoroloji de turizmle ilgilidir. Bu nedenle coğrafya bu bilim dalları alanına girmeden turizmle ilgilenmelidir.

 

1.C.4. Ulaşım Coğrafyası

 Ulaşım Coğrafyası; kara, hava, demir ve deniz yolu ulaşımını inceleyen bilim dalıdır. Ulaşım ve ulaştırma, insanı ve onun ürettiği mal ve hizmetlerin bir sahadan başka bir sahaya taşınması işidir. Tarihin ilk çağlarından beri ulaşım insanların ana faaliyetlerinin başında gelmiştir.

Ulaşım coğrafyasında; ulaşım faaliyetlerinin coğrafi boyutu, tarihsel gelişim evreleri, önemi, temel ulaşım sistemlerinin (kara yolu, hava yolu, demir yolu, deniz yolu ve boru hatları ulaşımı) tarihsel gelişimleri, günümüzdeki durumları ve potansiyelleri ile gelecekte muhtemel değişimleri mekân etkileşimi çerçevesinde ele alınacak, diğer ekonomik sektörlerle ilişkileri neden, sonuç ve dağılış özellikleri kapsamında incelenecektir.

 Ulaşım; coğrafya genel sistematiğinde iktisadi coğrafya içinde yer alan önemli bir inceleme alanıdır.

Bu çerçevede ulaşım coğrafyasını; “bütün sistemleri (kara, hava, demir, deniz yolu ve boru hatları ulaşımı) ile bu sistemlerin; tarihsel gelişimlerini, günümüzdeki durum ve potansiyellerini ve gelecekteki muhtemel değişimlerini, mekânsal üniteler ve ekonomik sektörlerle ilişkilerini, neden, sonuç ve dağılış özellikleri kapsamında inceleyen bir

coğrafya alt bilim dalı” olarak tanımlamak mümkündür.

 

1.C.5. Ticaret Coğrafyası

Ticaret Coğrafyası; tarım ve sanayi faaliyetleri sonucunda üretilen malların el değiştirmesini kendisine konu edinen bilim dalıdır. Önceleri takas yöntemi ile yürütülen ticari faaliyetler, paranın icadı ile çok büyük bir gelişme kaydetmiştir. Bugün bankacılık ve finans sektörü büyük ölçüde ticari faaliyetlere bağlı olarak çalışmaktadır.

 

1.C.6.Maden Coğrafyası

Madencilik; toprak altında bulunan ve ekonomik değere sahip olan çeşitli kaynakların çıkarılarak işlenmesini inceleyen bilim dalıdır. Son yıllarda madencilik alanında çok büyük atılımlar yapılmıştır. İnsanoğlu ilk çağlardan itibaren madenleri eriterek ve işleyerek çeşitli eşya, alet ve silah yapmıştır.

Sanayi Devrimi ile birlikte maden yatakları daha hızlı bir şekilde işletilmeye başlamıştır. Önceleri madenler tek başlarına işlenirken daha sonra farklı madenlerin karışımıyla yeni alaşımlar elde edilmiştir.

 

1.C.7.Enerji Coğrafyası

 En genel anlamıyla ‘iş yapabilme gücü’ olarak tanımlanabilen enerji, her türlü üretim hatta tüketimin gerçekleştirilebilmesi için ihtiyaç duyulan bir kaynak durumundadır.

İnsanlar enerji kaynağı olarak odun, insan ve hayvan gücü, akarsu, kömür, petrol, doğalgaz, nükleer enerji, hidrojen ve bor benzeri gibi farklı maddelerden zaman içinde yararlanmıştır. İnsanlığın günün bilim ve teknoloji olanaklarına bağlı olarak, değişik maddelerden ekonomik koşullarda enerji üretmenin arayışını sürdürülmekte olduğu da bilinmektedir.

Enerji kelimesinin anlamı “kudret”tir. Enerji kaynakları; petrol, doğalgaz, taş kömürü, linyit, su gücü, rüzgâr gücü, güneş enerjisi, jeotermal enerji ve nükleer enerji gibi çeşitli şekillerde elde edilen ve insan yaşamını kolaylaştıran kaynaklardır.

 

2- Yerel Coğrafya

Yerel Coğrafya: altındaki Bölgesel Coğrafya ise, coğrafi karakterlerin ve olayların dağılışı ile ayırt edilebilen dar ve geniş bölgeleri ayrı bir bakış açısı ile inceler. Önce sistematik bir şekilde fiziki ve beşeri olaylar incelenir. Daha sonra bölgesel karakterler coğrafi bir bütün olarak ve ayrıca bölümler halinde ve yörelere de ayrılarak incelenir. Örneğin: Türkiye, Marmara Bölgesi, Çatalca-Kocaeli Bölümü, Kocaeli Yöresi vb(Şekil 2).

 

Şekil 2: Türkiye’nin Coğrafi Bölgeleri Haritası

Şimdi Yerel Coğrafya başlığı altında kollara ayrılan diğer dalları inceleyelim.

A.Bölgesel Coğrafya

 1.Kıtalar Coğrafyası

2.Ülkeler Coğrafyası

3.Bölgeler Coğrafyası

 

2.A.Bölgesel Coğrafya

Bölgesel coğrafya, coğrafyanın araştırma konularını belli bir alanda incelendiği çalışma yöntemidir. Sistematik coğrafyada olay veya konunun mekâna dağılışı incelenirken, bölgesel coğrafyada bölgeye özelliklerini veren olaylar ve ilişkiler incelenir. Sistematik coğrafyada esas olan konu iken, bölgesel coğrafyada  mekandır.

Bölgesel ve genel coğrafyalar aslında birbirini tamamlayıcıdır ve coğrafyanın bu iki kısmı arasındaki dengeyi korumak önemlidir. Bölgesel coğrafya çeşitli alanları ayrıntılı olarak inceleyip, örnek olayları ele alırken çok sayıda konu arasında da bağıntılar kurmak zorundadır fakat genel kurallar geliştiremez. Genel (sistematik) coğrafya ise  belirli bir zamanda bir özelliği daha geniş bir bakış açısıyla inceler ve belirli bir zamanda bir konuyu etkileyen faktörler üzerinde durur, böylece de genel kurallar geliştirebilir.

Bölgesel Coğrafya ülkemizde pek anlaşılamamış, hatta yanlış anlaşılmış bir bilim dalıdır. Bölgesel Coğrafya’yı Fiziki ve Beşeri Coğrafya konularının belirli bir sahada topluca incelenmesi olarak algılarız. Nitekim;

ARDEL Bölgesel Coğrafya’yı; Umumi Coğrafya prensiplerinin bütünü yahut bir kısmının mahdut bir sahaya tatbik edilmesidir şeklinde tanımlamıştır.

TANOĞLU ise; yeryüzü olayları aralarındaki kozal bağlantılar dahilinde yeryününün tamamında yineleniyorsa, bu taktirde bunlar Genel Coğrafya’nın, yeryüzünün bir kısmında tetkik ediliyorsa bu taktirde bu olaylar Mevzii Coğrafya’nın objesini teşkil ederler demiştir. Aynı şekilde

ELİBÜYÜK’te; Yeryüzünde her hangi bir alanın (gerek coğrafi, gerek doğal, gerekse idari) Bölgesel Coğrafya yönünden araştırılması veya seçilen o alanda Coğrafya’nın   bütün konularının belli bir plan dahilinde araştırılması veya aynı sahanın Coğrafya’nın bir konusu yönünden araştırılmasıdır. Yani Bölgesel Coğrafya (Mevzii, Ülkeler veya Yerel), genel olarak monografik bir çalışma özelliği taşır ) demektir.

Tüm bu tanımlara baktığımızda Bölgesel Coğrafya’nın Genel Coğrafya’dan pek farklı olmadığını, sadece konuları ele alış şeklinde farklılık olduğunu düşünebiliriz. Ancak Bölgesel Coğrafya’nın yöntem ve konuları ele alış şekli Genel Coğrafya’dan tamamen farklıdır. Her şeyden önce Genel Coğrafya analitik bir yöntemle konuları ele alır, Bölgesel Coğrafya ise bir sentez bilimidir. Bölgesel Coğrafya’nın bu farklılığını ERİNÇ şöyle ifade etmektedir; “Bölgesel Coğrafya‘da esas gaye mekânın özelliklerinin terkip yoluyla ortaya konması ve izahıdır. Bölgesel Coğrafya’da yerden yere değişen coğrafi ortam şartlarının heyeti umumiyesinin müşterek tesiri altında mekanın iktisap ettiği manzara ve durum, bir sentez dahilinde ortaya konur, muhtelif amiller arasında münasebetler ve uzvi bağlar açıklanır ). Bu ifadelerden de anlaşılacağı gibi Bölgesel Coğrafya çalışmalarının asıl amacı incelenen sahadaki coğrafi olaylarının bir kataloğunu  çıkartmak değil, bilakis o sahayı diğer yerlerden farklı kılan asil unsurun araştırılıp ortaya çıkarılmasıdır.

Bu durumu ERER şöyle özetlemiştir : Bölgesel Coğrafya Sistematik Coğrafya bilgileri işığında, belli bir mekan için topluca bir sentez yapmak ve bu mekana ait renk ve karekterleri tayin edebilmekten ibarettir ). Öyleyse, Bölgesel Coğrafya, Sistematik Coğrafya konularının belli bir sahada ele alınması değil. çalışma alanında coğrafi görünümün oluşmasında en etkili faktörün belirlenmesi ve bunun nedenlerinin açıklanmasıdır. Bu nedenle, birçok coğrafyacı, coğrafi çalışmalarda son hedefin bölgesel inceleme olduğu kanısındadır ve Bölgesel Coğrafya’yı coğrafi araştırmanın zirvesi olarak görmektedirler. Gerçekten modern coğrafi anlayışa göre; Coğrafya, farklı yerlerin kendine özgü farklı özelliklerinin ortaya konulmasıyla, başka bir deyişle, bölgeyi meydana getiren unsurların bölge yapısındaki rollerini araştırmakla uğraşır.

O halde Bölgesel Coğrafya’yı Sistematik Coğrafya’nın bir sahaya yüzeysel olarak uygulanması gibi görmek, bir monoğrafya çalışmasından ibaret sanmak, coğrafyanın aslı olan bu bilim dalını tanıyamamış olmaktan kaynaklanmaktadır.

 

2.A.1.Kıtalar Coğrafyası

 Kıta Nedir?

 Kıta veya anakara, yeryüzünü oluşturan büyük kara parçaları.

Kıta’yı tanımlayan tek bir standart yoktur ve bu yüzden farklı kültürler ve bilimler neyin kıta olarak yorumlanacağına ilişkin farklı listelere sahiptirler. Genelde, bir kıta geniş alanlı olmalı, sualtında olmayan topraklardan meydana gelmeli ve önemli jeolojik sınırları olmalıdır. Bazıları en fazla dört ya da altı kıta olduğunu düşünürken, en yaygın kullanımda yedi kıta sayılır. Ama genelde yedi kıta olarak bilinir.

Bazıları Afrika, Avrupa ve Asya’nın birleştiği yeri Avrasya kıtası olarak görür, ancak burası sanıldığı gibi ayrı bir kıta değil sadece o bölgenin takma adıdır.

Dünyanın yedi kıtası şunlardır:

 

  • Avrupa
  • Afrika
  • Antarktika
  • Asya
  • Kuzey Amerika
  • Güney Amerika
  • Avustralya(Okyanusya)

 

Ayrı olduğu savunulan (ara) kıtalar:

  • Avustralya
  • Okyanusya

Takım kıtalar:

  • Avrasya
  • Afrika-Avrasya
  • Kuzey Amerika – Güney Amerika
           https://tr.wikipedia.org/wiki/K%C4%B1ta

Dünya üzerindeki Kıtaların Coğrafyanın genel prensiplerine göre incelenmesine Kıtalar Coğrafyası denir.

Kıtaların fiziki, beşeri, ekonomik ve bölgesel olarak incelenmesidir.

 

2.A.2.Ülkeler Coğrafyası

Ülke nedir?

Ülke, bir devletin egemenliği altında bulunan, başkenti ve bayrağı olan, genellikle bağımsız toprakların tümü, memleket, yurt.

Dünyada kaç ülkenin bulunduğu sorusunun cevabı ülkenin tanımı anlayışına göre değişir. Fakat en yaygın kabul gören sayı, Birleşmiş Milletler tarafından açıklanandır.

Birleşmiş Milletler’e göre dünya üzerinde 195 egemen devlet ya da ülke bulunmaktadır. Egemen devlet ya da ülke tanımı, kendi sınırları olan ve bağımsız bir hükümete sahip siyasi yapıları tanımlar.

Birleşmiş Milletler’e üye 193 ülke bulunmaktadır.

Dünya Siyasi Haritası

Coğrafyanın, ülkeleri ülkelerin bir bölge ya da yöresini ve kimi kez tüm bir anakarayı konu alan ve Genel Coğrafyanın ilkeleri doğrultusunda inceleyen bölümüne Ülkeler  Coğrafyası denir. Yeryüzündeki değişik yerlerin “Ülkelerin” olaylarıyla Coğrafya arasındaki ilintiyi araştıran ve coğrafyanın en geniş kolunu oluşturan bilim dalıdır.

Örneğin: Ülkemizin Fiziki özelliklerini; dağlarını, ovalarını, platolarını, akarsularını göllerini, denizlerini, iklimini, biyoçeşitliliğini, ekonomik, beşeri ve bölgesel özelliklerinin neler olduğunun sebep sonuç içerisinde incelenmesi.

Toprak şekillerine göre deforme edilen bayraklar ile oluşturulan dünya haritası.
https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%9Clkeler_listesi

 

2.A.3.Bölgeler Coğrafyası

Coğrafi olarak bölge; Bir kentin veya toprak parçasının, bilinçli bir belgeleme yöneltisinin sonucu olarak, işleyim, tarım, konut, yönetim, tecim vb. işlevleri için, düzen tasarımda ayrılmış alanlardan her biridir. Bir toprak parçasının, doğal özellikleri, nüfus yapısı, kaynakları, çıkarları açısından türdeşlik gösteren, bir bütün olarak tasarlanmasında yarar görülen bölümüdür. Sınırlandırılmış toprak parçasıdır. Belli özdeksel ve tinsel ekin öğelerinin göreli olarak türdeş kıldığı coğrafya alanıdır. İngilizce; region, zone. Osmanlıca; nahiye, havali, mıntakadır.

 

Bölge, herhangi bir yerin sınırları; yeryüzü, iklim, toprak ve bitki özelliklerinin benzerliğine, idari ve ekonomik birliğe veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçasıdır. Eş anlamı mıntıkadır.

Coğrafya biliminin belirlediği bölgeler, öncelikle ikiye ayrılır. Küresel bölgeler ve Coğrafyanın alt disiplinlerine ait bölgelerdir.

Coğrafyanın alt disiplinlerine ait bölgeler; Doğal Bölgeler Coğrafyası ve Beşeri Bölgeler Coğrafyası olarak ele alınır.

Doğal Bölgeler Coğrafyası, paleocoğrafya, yeryüzü şekilleri, iklim, hidrografya, toprak, bitki örtüsü, ekolojik, biyocoğrafya, biyom ve afet bölgeleri olarak ayrılır.

Beşeri Bölgeler Coğrafyası ise, insan ve insan faaliyetlerinin ortaya çıkardığı bölgelerdir. Nüfus bölgeleri, İdari bölgeler, Siyasi bölgeler, Din bölgeleri, Dil bölgeleri, Askeri bölgeler, Tarihsel Yerleşme bölgeleri, Şehir yerleşme bölgeleri, Kır yerleşme bölgeleri, Maden bölgeleri, Turizm bölgeleri, ulaşım bölgeleri, ticaret bölgeleri gibi bölgelerdir.

Bölge sınırları çizilirken kesinlik yoktur. Sınırlar, genellemeler sonucunda ortaya çıkar. Bir bölge içinde, o bölgenin genel şartlarına uyum sağlamayan mikro düzeyde başka bölgelerin ögeleri de bulunabilir. Ayrıca Bölge kavramı değişkendir. Özellikle insan ve insan faaliyetleri ile ilgili bölgeler, insanların arzu ve isteklerine göre sürekli değişir. Bu nedenle bölgeler zamana ve mekâna göre esas alınmalıdır. İşte bu nedenle tüm bölge haritalarında mutlaka haritanın hazırlanış tarihi yazılır.

Coğrafyada en az değişen unsurlar doğal alandır. Ancak bunlar da zaman zaman değişebilmektedir. Özellikle volkanlar, depremler, akarsular, buzullar ve insan faaliyetleri, yeryüzü şekillerini değiştirebilirler. İklim özellikleri de değişebilir. Buzul ve buzul arası dönemlerde, dünyanın iklimleri sürekli değişmiştir. Ancak bu olaylar çok yavaş olmaktadır.

Satırlarıma burada son verirken umarım sizlere bu yazıyı okuyanlara faydalı olmuşumdur. Amacımız zaten var olan bilgiyi tekrar edip bilinenleri tekrar hatırlamak bilgiyi hafızlarda taze tutmak. Coğrafya Aşkınız Daim olsun.

 

Bizlerin yetişmesinde ve  eserleri ile bizlere ışık tutan Hocaların hocası Prof. Dr. Sırrı Erinç’i Rahmet ve saygı ile anıyoruz. Ayrıca Hocalarımız Prof. Dr. Murat Türkeş, Prof. Dr. Mehmet Yıldız Hoşgören,  Dr. Ahmet Ertek, Prof. Dr. Deniz Ekinci Ve Prof. Dr. Barbaros Gönençgil’e teşekkürü borç bilirim. Diğer yandan İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesinin değerli hocalarına hürmetlerimi sunarım.

Bu yazının yazılmasına bana destek olan aziz dostum Mahmut Serdar Keskin’e yayın ve yapımda bize yardımcı olan site sahibi Ahmet Beytullah Özkaya’ya Fikir danışmanlığını aldığımız meslektaşımız dostumuz Muhammed Çetin’e çok teşekkür ederim.

Hazırlayan: Önder ÖZDEMİR    

Coğrafyacı…

Coğrafya Öğretmeni…

09/09/2018                                                                                           


KAYNAKSIZ ALINTI YAPILAMAZ.

TİCARİ AMAÇLA KULLANILAMAZ.

 

KAYNAKÇA:

Bu yazının ana kaynağı İstanbul Üniversitesi Auzef ders kitaplarıdır. 

Auzef’in ders kitaplarından derlenmiştir. Telif hakkı üniversitenin ve sayın hocalarımızındır. Tüm hakları saklıdır.

Kitap isimleri ve yazar hocaları aşağıda listelenmiştir. Hepsine teşekkür ediyoruz.


1.COĞRAFYA: GEÇMİŞ-KAVRAMLAR-COĞRAFYACILAR COĞRAFYA LİSANS PROGRAMI İSTANBUL Ü. YRD. DOÇ. DR. ATİLLA KARATAŞ

2.HARİTA BİLGİSİ COĞRAFYA LİSANS PROGRAMI İSTANBUL Ü. Y.DOÇ. DR. T.AHMET ERTEK

2.FİZİKİ COĞRAFYA COĞRAFYA LİSANS PROGRAMI İSTANBUL Ü. PROF. DR. DENİZ EKİNCİ

3-JEOMORFOLOJİ COĞRAFYA LİSANS PROGRAMI İSTANBUL Ü. PROF. DR. DENİZ EKİNCİ

4.HİDROGRAFYA: YER ALTI SULARI-KAYNAKLAR-AKARSULAR-GÖLLER COĞRAFYA LİSANS PROGRAMI İSTANBUL Ü. PROF. DR. DENİZ EKİNCİ

5.KLİMATOLOJİ COĞRAFYA LİSANS PROGRAMI İSTANBUL Ü. PROF. DR. MUTLU GÜNGÖRDÜ

6.BEŞERÎ COĞRAFYAYA GİRİŞ COĞRAFYA LİSANS PROGRAMI İSTANBUL Ü. DOÇ. DR. ÖZLEM SERTKAYA DOĞAN

7-TARİHİ COĞRAFYA COĞRAFYA LİSANS PROGRAMI İSTANBUL Ü. YRD. DOÇ. DR. MEHMET BAYARTAN

8-SİYASİ COĞRAFYA COĞRAFYA LİSANS PROGRAMI İSTANBUL Ü. DOÇ. DR. ORHAN GÜRBÜZ

9-KÜLTÜREL COĞRAFYA COĞRAFYA LİSANS PROGRAMI İSTANBUL Ü. PROF. DR. RAMAZAN ÖZEY

10.EKONOMİK COĞRAFYAYA GİRİŞ COĞRAFYA LİSANS PROGRAMI İSTANBUL Ü. DOÇ. DR. MESUT DOĞAN

11.SANAYİ COĞRAFYASI COĞRAFYA LİSANS PROGRAMI İSTANBUL Ü. DOÇ. DR. MESUT DOĞAN

12.TÜRKİYE TARIM COĞRAFYASI COĞRAFYA LİSANS PRGRAMI İSTANBUL Ü.DOÇ. DR. MUZAFFER BAKIRCI

13-TURİZM COĞRAFYASI COĞRAFYA LİSANS PROGRAMI İSTANBUL Ü. PROF. DR. MERAL SUNA DOĞANER

14-ULAŞIM COĞRAFYASI COĞRAFYA LİSANS PROGRAMI İSTANBUL Ü. DOÇ. DR. MUZAFFER BAKIRCI

15-ENERJİ COĞRAFYASI COĞRAFYA LİSANS PROGRAMI İSTANBUL Ü. DOÇ. DR. İSMET AKOVA


16.WİKİPEDİ, ÖZGÜR ANSİKLOPEDİ

GENEL BEŞERİ VE EKONOMİK COĞRAFYA PROF. DR. HAYATİ DOĞANAY,ÜNAL ÖZDEMİR,İBRAHİM FEVZİ ŞAHİN

17.ŞEHİR COĞRAFYASI COĞRAFYA LİSANS PROGRAMI İSTANBUL Ü. DOÇ. DR. İSMET AKOVA

18.WİKİPEDİ, ÖZGÜR ANSİKLOPEDİ https://tr.wikipedia.org/wiki/Sa%C4%9Fl%C4%B1k_co%C4%9Frafyas%C4%B1

TÜRKİYE’DE SAĞLIK COĞRAFYASI,TÜRKİYE’DE SAĞLIK COĞRAFYASI ÇALIŞMALARI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

GÜZİN KANTÜRK YİĞİT KARABÜK ÜNİVERSİTESİ KARABÜK-TÜRKİYE

19.ERİNÇ, S., (1984). EKOLOJİDE DEĞİŞİK YAKLAŞIMLAR. İ.Ü., DENİZ BİLİMLERİ VE COĞRAFYA ENSTİTÜSÜ, CİLT I, SAYI 1.

20.BÖLGESEL COĞRAFYAYA GİRİŞ COĞRAFYALİSANS PROGRAMI İSTANBUL Ü. PROF. DR. AYŞE NUR TİMOR

21.Yrd. Doç. Dr. Ali YİĞİT

1.ARDEL, A., Klimatoloji (3. baskı), İ. Ü. Coğr. Enst. Yay. No:7, 1973, İstanbul. s. 12

2.TANOĞLU, A., 1964, Coğrafya Nedir, İ. Ü. Coğr. Enst. Derg., 14,3 – 14, İstanbul.

3.ELİBÜYÜK, M., Matematik Coğrafya, Ekol Yayınevi, 1995, Ankara, s. 45

4.ERİNÇ, S., 1963, Tatbiki Coğrafya ve Planlama, İTÜ Şehircilik Konferansları (1962 – 63). 1-37.

5.ERER, S., 1977, Coğrafi Yöntemlerde Yeni Eğilimler ve Coğrafyanın Sınırları, I. Ü. Coğr. Enst.

22.DOĞAL BÖLGELER COĞRAFYA LİSANS PROGRAMI İSTANBUL Ü. PROF. DR. RAMAZAN ÖZEY

23.KUATERNER COĞRAFYASI COĞRAFYALİSANS PROGRAMI İSTANBUL Ü. YRD .DOÇ. DR. T.AHMET ERTEK

24.(2012)PROF. DR. SIRRI ERİNÇ JEOMORFOLOJİ I 2015 DER YAYINLARI

25-HİDROGRAFYA’NIN ANA ÇİZGİLERİ I PROF. DR. MEHMET YILDIZ HOŞGÖREN ÇANTAY KİTABEVİ 

26-JEOMORFOLOJİ’NİN ANA ÇİZGİLERİ I PROF. DR. MEHMET YILDIZ HOŞGÖREN ÇANTAY KİTABEVİ 

27-GENEL KLİMATOLOJİ ATMOSFER, HAVA VE İKLİMİN TEMELLERİ PROF. DR. MURAT TÜRKEŞ

28-BİYOCOĞRAFYA BİR PALEOCOĞRAFYA VE EKOLOJİ YAKLAŞIMI PROF. DR. MURAT TÜRKEŞ

29-http://cografyaharita.com/anasayfa.html RAMAZAN SAYGILI 2014-2015-2016

30.https://www.youtube.com/ https://www.youtube.com/watch?v=00QgaJ9K5bk Göbekli Tepe

31-https://www.ekopangea.com/2017/09/11/tarihi-cografya/ Osman GÜMÜŞÇÜ, 2010. Tarihi Coğrafya, Yeditepe Yayınları, İstanbul.

32-https://tr.wikipedia.org/wiki/K%C4%B1ta Özgür Ansiklopedi Wikipedia

33-http://www.milliyet.com.tr/Dunyada-kac-ulke-vardir–molatik-1415/

34.Özgür Ansiklopedi Wikipedia https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%9Clke

35- Özgür Ansiklopedi Wikipedia Toprak şekillerine göre deforme edilen bayraklar ile oluşturulan dünya haritası. https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%9Clkeler_listesi

36-Özgür Ansiklopedi Wikipedia https://tr.wikipedia.org/wiki/Kartografya

37-KARTOĞRAFYA NEDİR? İLK MEDENİYETLERDE KARTOĞRAFYA ANLAYIŞI NASILDIR ? Muhammed Çetin  17 Eylül 2017 https://www.cografiblog.com/harita-kartografya/kartografya-nedir-ilk-medeniyetlerde-kartografya-anlayisi-nasildir/

 

09/09/2018

SON

Önder Özdemir

Önder Özdemir

01/01/1985 Gümüşhane / Torul doğumlu. 2005 - 2007 Dumlupınar Üniversitesi Söğüt MYO Büro Yönetimi Ön Lisans mezunu. 2007- 2009 Anadolu Üniversitesi İşletme Lisans mezunu. 2015 yılında Anadolu Üniversitesinde Coğrafi Bilgi Sistemleri Uzmanlığı eğitimini tamamladı. 2014 yılında başlayıp 2018 yılında İstanbul Üniversitesi Coğrafya Lisans Bölümünden mezun oldu. Aynı yıl Gebze Teknik Üniversitesinde Pedagojik Formasyon Eğitimini tamamladı. Evli 1 çocuk babası. 2012 yılından beri Pendik / Kurtköy'de Özel bir sektörde Muhasebe Personel işlerinden sorumlu. Kocaeli / Çayırova semtinde ikamet etmekte. Mail: o.ozdemir29@gmail.com Coğrafyacı... Coğrafya Öğretmeni... Coğrafya aşkınız daim olsun...

2 Comments

  • Mahmut Serdar Keskin

    (10 Eylül 2018 - 16:21)

    Eline emeğine sağlık.Cok faydalı bir başucu kitabı niteliğinde.Cografyanin ne olduğunu ne olmadigini ogrenirken
    coğrafya bilimine katki sağlamış hocalarimizida anmış olduk.Tesekkurler.

  • ÖNDER ÖZDEMİR

    ÖNDER ÖZDEMİR

    (10 Eylül 2018 - 17:44)

    Teşekkür ederim dostum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir